Ethem Dinçer’in Denizlerin İdamına Bir Başka Bakış adlı eserinden derlenen bu metin, Türkiye siyasi tarihinin en dramatik dönemlerinden birine, 3 Mayıs 1972 tarihinde gerçekleştirilen uçak kaçırma eylemine ışık tutuyor. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını durdurmak için verilen mücadelenin son halkası olan bu eylem, ideolojik kararlılık ile insani vicdan arasındaki o ince çizgide şekilleniyor.
3 MAYIS 1972: DENİZLERİN İDAMINI CUMHURBAŞKANI SUNAY ONAYLADI
Dört Devrimci İdamları Durdurabilmek İçin Uçak Kaçırdı
Denizlerin idamını durdurabilmek için ikisi idam kararı çıkmadan önce (Elrom’un rehin alınması ve Nurhak), dördü idam kararı çıktıktan sonra (İmza Kampanyası, Kızıldere, Uçak Kaçırma ve Jandarma Genel Komutanı’nı Rehin Alma Girişimi) kurtarma girişimleri yaşandı.
Ayrıntılarını ‘Denizlerin İdamına Bir Başka Bakış’ kitabımda okuyabileceğiniz eylemlerden ‘Boğaziçi Uçağı’nın kaçırılış bölümünü kitaptan aktarıyorum:
İDAMLARI DURDURMAK İÇİN SON DENEMELER: “UÇAK KAÇIRMA EYLEMİ”
Denizlerin idamı için 1972’nin Mart ayında çıkarılan yasayı Anayasa Mahkemesi “usul yönünden” iptal eder. Aslında CHP “hem usûl hem de esas yönünden incelenmesi için” Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.
Başbakan Nihat Erim (ki kendisi de eski bir CHP senatörüdür, CHP’den istifa edip darbecilerin Başbakan’ı olmuştur) CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağını açıklaması üzerine Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a bir yazı göndererek “idamların Anayasa Mahkemesi karar verene kadar onaylanmamasını” ister. Anayasa Mahkemesi usül yönünden kararı bozduğu için esasa bakmaz. (“Usul” biçimsel eksikliklere, “esas” metnin içeriğine ve Anayasaya uygunluğuna göre yapılan incelemedir).
Nisan sonuna doğru aynı yasa bir kez daha Meclis’e gelir, yine kabul edilir. Bu kez CHP, Anayasa Mahkemesine başvurmaz. Yasa kesinleşir. 3 Mayıs 1972’de Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay yasayı imzalar.
Artık zaman daralmıştır. Aydınların topladığı imzalar Cumhurbaşkanı’nın yasayı imzalamasını engellemeye yetmez. Kızıldere Katliamıyla önder kadrolarının önemli bir kısmını kaybeden THKO ve THKP/C militanlarından bir grup son bir çabayla eş zamanlı iki eylem yapmaya karar verirler:
Uçak kaçırmak.
Jandarma Genel Komutanı Kemalettin Eken’i kaçırma girişimi.
EYLEMİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ
3 Mayıs günü dört devrimci uçak kaçırma eylemi için harekete geçerler. Değişik örgütlere mensup ama birbirini tanıyan ve hemşehri olan Sefer Şimşek (THKO), Aynullah Akça (THKP/C), Yaşar Aydın (TİP) ve Mehmet Yılmaz (sosyalist sempatizan) iki aydır ön hazırlıklarını yaptıkları eylemi gerçekleştirmeye karar verirler.
Daha önce, birkaç kere Ankara-İstanbul seferini yapan uçağa binerek denemeler yaparlar. O tarihe dek Türkiye’de uçak kaçırma eylemi yaşanmadığı için havaalanlarında güvenlik önlemi yok denecek kadar azdır.
Aralarında İsmet İnönü’nün oğlu Ömer’in, Adalet Partili bir senatörün ve yabancı uyruklu 10 kişinin de olduğu 164 yolculu “Boğaziçi” uçağı İstanbul Boğazı’nı geçerken silah ve bombalarıyla ayağa kalkarlar. “Uçağı THKO adına kaçırdıklarını, Sofya’ya götüreceklerini, kaçırmanın gerekçesini de orada açıklayacaklarını” söylerler.
Strateji: İstanbul Boğazı üzerinde açıklama yapmalarının nedeniyse Bulgar sınırına yakın olması, savaş uçaklarının havalanıp uçağı Türkiye’ye indirmeye zorlayacak zamanının olmamasıdır. Dört eylemci değişik örgütlerden olmalarına rağmen, eylemi Denizlerin örgütü THKO adına üstlenirler.
SOFYA’DAKİ BEKLEYİŞ VE TESLİMİYET
Uçak Sofya’ya indiğinde hem Bulgar yetkililere hem de Türkiye Büyükelçiliği’nden gelen yetkililere; “Denizlerin serbest bırakılarak 12 saat içinde Sofya’ya getirilmesini, aksi takdirde uçaktakileri öldüreceklerini” deklare ederler.
İlk 12 saatte cevap gelmeyince, süre 12 saat daha uzatılır.
Eylem 36 saate ulaştığında, Jandarma Komutanına karşı yapılan kaçırma girişiminin başarısız olduğunu öğrenince sarsılırlar.
Önlerinde iki seçenek vardır: Ya tamamı sivillerden oluşan yolcuları öldürmeye başlamak ya da teslim olmak. Sivilleri öldürmeyi Denizlerin de onaylamayacağını düşünerek teslim olmaya karar verirler.
Dört eylemci Bulgaristan’da tutuklanır, 3 yıl hapis cezası alırlar. 18 ay cezaevinde kaldıktan sonra Bulgaristan’a iltica ederler ve 14 yıl orada yaşarlar. 1986 yılında Jivkov döneminde Türk azınlığa yapılan baskıları onaylamadıkları için Bulgaristan’dan ayrılır ve çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşamaya başlarlar.
EYLEM SONRASI TARTIŞMALAR VE TANIKLIKLAR
Uçak kaçırma eylemi daha sonra çeşitli tartışmalara yol açar:
Aydınların Gözaltına Alınması: İdamların durdurulması için imza kampanyası yürüten aydınlar (Altan Öymen, Emil Galip Sandalcı, Onat Kutlar, Zülfü Livaneli, Erdal Öz, Abdi Yazgan) eyleme yardımcı oldukları gerekçesiyle gözaltına alınırlar.
Eleştiriler: Uğur Mumcu eylemi “provokatif” olarak niteler; Deniz Gezmiş’in ağabeyi Bora Gezmiş ise “İki saatte teslim oldular, hapis yatmadılar” diyerek kuşkuyla söz eder.
Savunma: Eylemciler ise eylemden Denizlerin haberi olduğunu ve onların onayıyla hareket ettiklerini söylerler.
Aynullah Akça’nın Anıları: Eylem anında 22 yaşında olan Akça, “Bir hava korsanının anıları” kitabında, gözaltına alınan aydınlarla (Öymen, Yazgan, Öz, Livaneli) eylemin bir bağlantısı olmadığını ancak onları şahsen tanıdığını belirtir. Akça, Ankara Kızılay’daki “Stüdyo Abdi”de çalıştığını ve bu isimlerin oraya sık sık uğradığını anlatır.
Akça, THKO’lu Sefer Şimşek’in eylem öncesi Denizleri bilgilendirdiğini ve onay aldığını; Generale karşı düzenlenen eylem başarısız olunca sivilleri öldürmemek adına teslim olduklarını vurgular.
Bu eylem dolayısıyla Denizlerin idamının iki gün ötelendiği (4 Mayıs yerine 6 Mayıs) iddia edilmiştir. İdamları engelleyemeyen ama bütün dünyada duyulmasına yol açan uçak kaçırma eylemi sonuçsuz kalmıştır.

Kaynak: Ethem Dinçer – Denizlerin İdamına Bir Başka Bakış – Notabene Yayınları – 2025 Fotoğraf: Günaydın Gazetesi (Aktaran: 68’liler Arşivi)
Deniz Gezmiş,Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı saygıyla anıyoruz.
Ethem Dinçer’e de bu ölümsüz eser için çok teşekkür ediyoruz. Yarın da jandarma komutanın kaçırılmasını yazacağız.










