Trump’tan Kürtler Hakkında Çarpıcı Çıkış
ABD Başkanı Donald Trump, dün Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında, Orta Doğu politikalarına ve Kürt gruplarla olan ilişkilere dair tartışma yaratacak açıklamalarda bulundu. Kendisine yöneltilen “Kürtler sizi onları terk etmeyecek bir başkan olarak görüyor” şeklindeki yoruma itiraz eden Trump, ilişkileri tamamen ticari bir zemine oturtarak, “Onlara petrol karşılığında çok ciddi paralar ödendi. Bu onların çıkarınaydı, bizimle duygusal bir bağları yok” minvalinde konuştu.
ABD Başkanı Donald Trump, dış politikada benimsediği “Önce Amerika” (America First) ve “İşlemsel Diplomasi” (Transactional Diplomacy) doktrinini bir kez daha en net haliyle ortaya koydu. Dün gerçekleştirilen basın toplantısında, Suriye’deki varlık ve yerel ortaklarla ilişkiler üzerine gelen bir soru, salonda soğuk rüzgarlar esmesine neden oldu.
Bir gazetecinin, bölgedeki Kürt grupların (özellikle Suriye Demokratik Güçleri – SDG) Trump’a duyduğu güveni hatırlatarak, “Onlar sizi, kendilerini bölgedeki diğer güçlere karşı terk etmeyecek bir lider, bir koruyucu olarak görüyor” şeklindeki ifadesi, Başkan Trump’tan beklenmedik derecede sert ve pragmatik bir yanıt aldı.
“Duygusallığa Yer Yok, Hesap Kapandı”
Trump, gazetecinin sorusunu yarıda keserek, ABD’nin bölgedeki gruplara karşı herhangi bir “ahlaki borcu” veya “ebedi müttefiklik taahhüdü” olmadığını vurguladı. Trump’ın açıklamaları, Washington’ın bölgeye bakışının stratejik ortaklıktan ziyade, karşılıklı çıkar ilişkisine dayandığını gözler önüne serdi.
Trump, şu ifadeleri kullandı:
“Bakın, bu söylediğiniz ‘terk etmeme’ meselesi doğru değil. Biz onlarla bir iş yaptık. Petrol bölgelerini kontrol ettik ve petrol karşılığında onlara muazzam miktarda para ödendi. Milyarlarca dolardan bahsediyorum. Bu para onlara, kendi çıkarlarını korumaları, kendi bölgelerinde savaşmaları için verildi. Bu bir alışveriştir. Dolayısıyla ortada ‘Bizi terk etmeyecek’ gibi duygusal bir durum yok. Onlar paralarını aldılar, biz de işimizi yaptık. Bunun ABD ile, bizim ulusal güvenliğimizle doğrudan bir ilgisi veya devam eden bir yükümlülüğü yoktur.”
Petrol Kuyuları ve “Kiralık Ordu” İması
Trump’ın bu sözleri, Suriye’nin doğusundaki (Deyrizor ve Haseke hattı) petrol sahalarının statüsünü yeniden gündeme getirdi. Bilindiği üzere, ABD askerleri uzun süredir bu bölgelerde SDG unsurlarıyla birlikte nöbet tutuyor ve çıkarılan petrolün geliri, bu grupların finansmanında kullanılıyor.
Trump, bu açıklamasıyla dolaylı olarak, yerel güçlerin IŞİD’e karşı verdiği mücadelenin veya ABD ile yaptığı iş birliğinin “gönüllü bir müttefiklik” değil, “finanse edilmiş bir hizmet” olduğunu ima etti. Uzmanlar, Trump’ın bu yaklaşımının, Kürt grupları siyasi bir aktörden ziyade, “hizmet alımı yapılan bir yapı” statüsüne indirdiğini belirtiyor.
Bu söylem, Trump’ın önceki döneminde sıkça dile getirdiği “Petrolü tuttuk” (We kept the oil) stratejisinin bir devamı niteliğinde. Ancak bu kez ton, “Biz petrolü koruyoruz”dan ziyade, “Onlar petrol parasını alıp kendi başlarının çaresine bakmalı” noktasına evrilmiş durumda.
Ankara ve Bölge Başkentleri İçin Ne Anlama Geliyor?
Trump’ın Kürt gruplarla olan ilişkiyi “ödenmiş ve kapanmış bir fatura” olarak nitelendirmesi, Ankara’da dikkatle takip ediliyor. Türkiye, uzun süredir ABD’nin YPG/PKK uzantısı yapılarla kurduğu ilişkiyi ulusal güvenliğine tehdit olarak görüyor ve Washington’ın bu desteği kesmesini talep ediyor.
Trump’ın “Bizimle bir ilgisi yok, bu onların çıkarı” şeklindeki mesafeli tavrı, olası bir ABD çekilmesi veya bölgedeki güvenlik şemsiyesinin kaldırılması ihtimalini güçlendiriyor. Eğer ABD, ilişkiyi sadece “petrol geliri” ile sınırlandırırsa, bu grupların Türkiye veya Suriye rejimi karşısında ABD korumasından mahrum kalabileceği yorumları yapılıyor.
“Vefa Değil, Ticaret”
Washington’daki siyasi analistler, Trump’ın dünkü çıkışının, ABD dış politikasındaki makas değişiminin en net göstergesi olduğunu vurguluyor. Geleneksel Amerikan diplomasisi, sahada birlikte savaşılan gruplara karşı “vefa”, “insan hakları” veya “demokrasi inşası” gibi kavramları kullanırken; Trump yönetimi tamamen “maliyet-fayda” analizi yapıyor.
Trump’a göre:
Kürt gruplar savaştı mı? Evet.
Karşılığını aldılar mı? Evet (Petrol geliriyle).
O halde ABD’nin onlara daha fazla bir borcu var mı? Hayır.
Bu yaklaşım, Orta Doğu’daki dengeleri sarsacak nitelikte. ABD’nin bölgedeki varlığını “petrol bekçiliği” seviyesine indirgemesi ve müttefiklik kavramını “ticari sözleşme” olarak tanımlaması, hem Rusya’nın hem de İran’ın bölgedeki nüfuz alanını genişletmesi için yeni fırsatlar doğurabilir.
Belirsiz Bir Gelecek
Basın toplantısı, Trump’ın “Biz dünyanın polisi değiliz, herkes kendi parasını ödeyip kendi savaşını vermeli” doktrininin sadece NATO ülkeleri için değil, devlet dışı aktörler için de geçerli olduğunu kanıtladı. Kürt gruplar için “Bizi terk etmez” algısının, Trump’ın “Paranızı aldınız” realitesiyle çarpışması, Suriye’nin kuzeyinde önümüzdeki günlerde yeni ve sancılı bir sürecin başlayacağının habercisi olabilir.
Trump, bu sözleriyle sadece bir gazeteciye cevap vermedi; aynı zamanda Orta Doğu’daki tüm aktörlere şu mesajı verdi: “ABD için dostluk yoktur, kârlı anlaşmalar vardır.”











