Gazze’de Acı Bilanço:
71 Bin 441 Yarım Kalmış Hayat… Savaşın 3. Yılında Morglar Hâlâ Doluyor
Gazze Şeridi’nde silahların gölgesinde geçen yıllar, geriye sadece yıkılmış binalar değil, silinmiş nesiller bıraktı. Filistin Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı son veriler, trajedinin boyutunu bir kez daha yüzümüze çarptı. Son 24 saatte hastanelere ulaşan 2 yeni cenaze ile birlikte, 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bin 441’e yükseldi. Bu rakam, orta ölçekli bir Anadolu şehrinin nüfusunun tamamen haritadan silinmesiyle eşdeğer.
2026 yılının Ocak ayında, Gazze’deki savaşın “rutinleşen” ölüm istatistikleri, insanlığın vicdanında kapanmaz bir yara olarak durmaya devam ediyor. Filistin Sağlık Bakanlığı’nın günlük raporları, artık sadece birer sayıdan ibaret değil; her biri bir ailenin yok oluşunu, bir çocuğun yetim kalışını veya bir annenin evlatsız kalışını temsil ediyor.
“Sessiz” Günlerde Bile Ölüm Var
Bakanlığın son 24 saatlik raporunda yer alan “2 can kaybı” ifadesi, savaşın yoğunluğunun azaldığı anlarda bile ölümün Gazze sokaklarında kol gezdiğini gösteriyor. Bazen bir keskin nişancı ateşi, bazen patlamamış bir mühimmatın infilak etmesi, bazen de tedavi imkanı bulamayan bir yaralının son nefesini vermesi… Neden ne olursa olsun, Gazze’de ölüm, hayatın en olağan parçası haline gelmiş durumda.
71 Bin 441: Bir Sayıdan Çok Daha Fazlası
7 Ekim 2023’te başlayan ve aralıksız devam eden saldırıların bilançosunun 71 bini aşması, bölgedeki demografik yapının da geri dönülemez şekilde bozulduğunu gösteriyor. Uluslararası gözlemciler, bu kayıpların büyük bir kısmının kadınlar ve çocuklardan oluştuğuna dikkat çekiyor.
Bu korkunç rakamın ardında yatan bir diğer gerçek ise “Kayıp Nesiller”. Eğitim göremeyen, oyun oynayamayan, sadece hayatta kalmaya odaklanan ve sonunda istatistiklere bir “sayı” olarak eklenen binlerce çocuk, bölgenin geleceğinin de bombalandığının kanıtı.
Sağlık Sistemi: Enkaz Altında Kayıt Tutmak
Sağlık Bakanlığı’nın bu verileri açıklayabilmesi bile başlı başına bir mucize olarak görülüyor. Hastanelerin büyük çoğunluğunun hizmet dışı kaldığı, tıbbi malzemenin tükendiği ve sağlık personelinin hedef alındığı bir ortamda, cenazelerin kaydını tutmak ve kimlik tespiti yapmak, sistemin son direnç noktası.
Bakanlık yetkilileri, enkaz altında kalan ve henüz ulaşılamayan binlerce cesedin bu rakama dahil olmadığını, gerçek bilançonun çok daha ağır olabileceğini sık sık vurguluyor.
Dünya İzliyor, Rakamlar Artıyor
Bölgedeki bu trajik tablo, uluslararası kamuoyunun gündeminde yer alsa da, “kınama mesajları” ölümleri durdurmaya yetmiyor. 71 bin 441 sayısı, modern dünyanın gözleri önünde işlenen ve durdurulamayan bir insanlık suçunun vesikası olarak tarihe geçiyor.
Diplomatik girişimlerin, ateşkes çağrılarının ve BM oturumlarının gölgesinde, Gazze halkı için zaman; takvim yapraklarıyla değil, toprağa verdikleri yakınlarının sayısıyla ölçülüyor.
Tükeniş ve Direniş
Gazze’de son 24 saatte hastaneye getirilen o 2 cenaze, 71 bin kişilik devasa bir mezarlığın en yeni üyeleri oldu. Savaşın üçüncü yılına girilirken, Gazze Şeridi’nde değişmeyen tek şey, ölümün soğuk ve sistematik varlığı. Rakamlar istatistik olmaktan çıkıp, insanlığın utanç tablosuna dönüştü.











