Trump’tan İdam Resti: “İpi Çekerseniz, Bedelini Çok Ağır Ödersiniz”
İran sokaklarını yangın yerine çeviren protestolar ve artan can kayıpları, Washington’ın radarına en üst perdeden girdi. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran rejimine karşı benimsediği sert tutumu bir adım daha ileri taşıyarak, Molla yönetimine açık bir “Kırmızı Çizgi” çekti. Protestoculara yönelik olası idam kararlarına karşı ABD’nin “çok sert karşılık” vereceğini duyuran Trump, İran krizini bölgesel bir mesele olmaktan çıkarıp, doğrudan ABD’nin ulusal güvenlik ajandasına dahil etti.
2026 yılına girerken Orta Doğu’da kartlar yeniden dağıtılıyor. İran’da rejim karşıtı gösterilerin şiddetlenmesi ve güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı, ABD Başkanı Donald Trump’ın beklediği “fırsat penceresini” aralamış görünüyor.
Önceki döneminde (2016-2020) İran Nükleer Anlaşması’ndan çekilen ve Devrim Muhafızları komutanı Kasım Süleymani’yi hedef alan Trump, ikinci başkanlık döneminde de Tahran’a nefes aldırmamaya kararlı. Ancak bu kez masadaki konu nükleer santrifüjler değil, Tahran sokaklarındaki gençlerin yaşam hakkı.
Trump’ın “Kırmızı Çizgisi”: İdam Sehpaları
Trump’ın açıklamasındaki en kritik detay, İran yargısının protestoculara karşı sıklıkla başvurduğu “Muharebe” (Allah’a karşı savaş açmak) suçlaması ve ardından gelen idam cezalarına odaklanması.
Başkan Trump, “Eğer bu gençleri idam sehpasına çıkarırsanız, karşılığını beklemediğiniz kadar sert alırsınız” minvalindeki çıkışıyla, rejimin “korku imparatorluğu” kurma stratejisine doğrudan müdahale etti. Uzmanlar, Trump’ın bu uyarısının arkasında iki temel neden görüyor:
İnsani Kalkan: ABD, protestocuların moralini yüksek tutmak ve onları rejimin cellatlarına karşı korumak istiyor.
Meşruiyet Zemini: Eğer İran, bu uyarıya rağmen idamları gerçekleştirirse, Trump yönetimi olası bir askeri veya siber operasyon için “uluslararası meşruiyet” kazanmış olacak.
“Çok Sert Karşılık” Ne Anlama Geliyor?
Diplomasi lügatinde “Very Harsh Response” (Çok Sert Karşılık), ucu açık ve tehlikeli bir ifadedir. Trump’ın bu tehdidi, sadece ekonomik yaptırımlarla sınırlı kalmayabilir.
Pentagon kulislerinde konuşulan senaryolar şunlar:
Petrol Ambargosunun Delinmez Hale Getirilmesi: İran’ın “hayat damarı” olan petrol ihracatının, Basra Körfezi’nde ABD donanması tarafından fiilen engellenmesi.
Siber Savaş: İran’ın komuta kontrol merkezlerine, elektrik şebekelerine veya nükleer tesislerine yönelik kapsamlı siber saldırılar.
Cerrahi Operasyonlar: Rejimin idam kararlarını veren yargıçlarına veya Devrim Muhafızları’nın üst düzey isimlerine yönelik nokta atışı operasyonlar.
Tahran’ın Çıkmazı: Geri Adım mı, Meydan Okuma mı?
İran yönetimi, tarihinin en büyük ikilemlerinden biriyle karşı karşıya.
Eğer İdamları Durdururlarsa: Protestocular bunu bir “zafer” olarak görecek ve sokaktaki eylemler daha da şiddetlenecek. Rejim, “ABD tehdidinden korktu” algısıyla otoritesini kaybedecek.
Eğer İdamlara Devam Ederlerse: ABD’nin “sert karşılığı” ile yüzleşecekler. Zaten kırılgan olan ekonomi tamamen çökebilir veya askeri bir çatışmanın fitili ateşlenebilir.
Dini Lider Hamaney ve Cumhurbaşkanı, şu an “iki ucu keskin bıçak” üzerinde yürüyor. Trump’ın açıklaması, Tahran’daki şahin kanadı daha da radikalleştirip, süreci bir “onur savaşına” dönüştürebilir.
İsrail ile Koordineli “Kıskaç”
Trump’ın bu açıklaması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İran halkına yönelik “Dostluk” mesajlarından bağımsız düşünülemez. Washington ve Tel Aviv, İran’a karşı koordineli bir “İyi Polis (yok), Kötü Polis (çok)” stratejisi izliyor.
İsrail, istihbarat ve sabotajlarla rejimi içeriden sarsarken; ABD, küresel gücünü kullanarak rejimin “cezalandırıcı elini” tutmaya çalışıyor. Bu koordinasyon, İran’ın etrafındaki çemberin her geçen gün daraldığını gösteriyor.
Uluslararası Kamuoyunun Tavrı
Avrupa Birliği (AB), bugüne kadar İran konusunda daha temkinli bir dil kullanıyordu. Ancak Trump’ın bu net tavrı, Brüksel’i de bir seçim yapmaya zorlayacak. ABD’nin liderliğindeki Batı bloğu, İran’daki insan hakları ihlallerini artık sadece “kınama” mesajlarıyla geçiştiremeyecek bir noktaya geldi.
Söz Bitti, Eylem Zamanı mı?
Donald Trump’ın “İdam” resti, ABD-İran ilişkilerinde 2026 yılının en kritik dönüm noktasıdır. Bu açıklama, İran’daki protestoları bir “iç mesele” olmaktan çıkarıp, uluslararası bir krize dönüştürmüştür.
Tahran’daki Evin Cezaevi’nden gelecek her idam haberi, Washington’daki “kırmızı düğme” ye basılma ihtimalini artırıyor. Dünya, İran rejiminin hayatta kalma içgüdüsü ile ABD’nin süper güç refleksi arasındaki tehlikeli dansı nefesini tutarak izliyor.











