Antalya Belek Üniversitesi’nden Mozaik ve Yazıt Seferberliği
Antalya’nın Kumluca ilçesinde, doğa ile tarihin iç içe geçtiği Olympos Antik Kenti, toprak altındaki sırlarını fısıldamaya devam ediyor. Yürütülen son kazı çalışmalarında tespit edilen yeni mozaik alanları ve yazıtlar, Likya Birliği’nin bu önemli kentinin geçmişine ışık tutuyor. Bu keşiflerin belgelenmesi ve korunması sürecinde ise Antalya Belek Üniversitesi, akademik kadrosu ve öğrencileriyle sahada aktif bir rol üstlenerek, teorik bilgiyi pratikle buluşturan örnek bir modele imza atıyor.
Olympos, sadece tatilcilerin değil, arkeoloji dünyasının da göz bebeği. Kentte yürütülen hummalı çalışmalara bu sezon, Antalya Belek Üniversitesi Mimari Restorasyon Programı’nın katkıları damga vurdu.
Üniversite-Saha iş birliğinin en verimli örneklerinden birinin sergilendiği çalışmalarda, 1 No’lu Kilise olarak adlandırılan yapıda keşfedilen taban mozaiği, restorasyon sürecinin odak noktası oldu. Mozaikler, antik dönemin estetik anlayışını ve inanç dünyasını yansıtan en hassas buluntular arasında yer alır. Bu narin eserlerin korunması, cerrah titizliği gerektiren bir uzmanlık işidir.
Akademik Kadro ve Öğrenciler Omuz Omuza
Bu zorlu görevi, Antalya Belek Üniversitesi Mimari Restorasyon Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Halil Mert Erdoğan liderliğindeki ekip üstlendi. Ancak bu çalışma, sadece bir “hoca” işi değildi; aynı zamanda geleceğin restoratörleri için eşsiz bir laboratuvar ortamıydı.
Yaz stajlarını antik kentte yapan öğrenciler Serdar Uçar, Efe Atan ve Sevgi Çetin, yüzyıllardır toprak altında bekleyen tarihe ilk dokunan ellerden oldu. Ekip, mozaiğin üzerindeki yazıtlı bölümün temizlenmesi, sağlamlaştırılması ve belgelenmesi süreçlerinde aktif rol aldı. Bu süreç, öğrencilerin sınıf ortamında öğrendikleri “koruma” teorilerini, gerçek bir antik doku üzerinde uygulama fırsatı bulmasını sağladı.

Bir Tarih Kopyalanıyor: Yazıtın Replikası Üretildi
Çalışmanın en dikkat çekici boyutu ise “Mimari Bezeme Teknikleri” dersi kapsamında gerçekleştirilen proje oldu. Kazı ekibi, kilise tabanındaki yazıtlı mozaiğin birebir replikasını (kopyasını) üretti.
Arkeolojide replika üretimi, orijinal eserin yıpranmasını önlemek ve eseri müzelerde sergileyebilmek adına hayati bir öneme sahiptir. Öğrencilerin bu üretimi gerçekleştirmesi, sadece sanatsal bir faaliyet değil, aynı zamanda kültürel mirasın dijital ve fiziksel olarak yedeklenmesi anlamına geliyor. Bilimsel belgeleme açısından büyük bir kazanım olan bu çalışma, eserin başına gelebilecek olası bir doğal afette bile verilerin kaybolmamasını garanti altına alıyor.

Olympos’un Zengin Envanteri Genişliyor
Antalya Belek Üniversitesi’nin dokunuşuyla yeniden hayat bulan Olympos, her geçen gün genişleyen bir arkeolojik parka dönüşüyor. Bölgede bugüne kadar yapılan çalışmalarda ortaya çıkarılan yapılar, kentin bir zamanlar ne kadar görkemli olduğunu kanıtlar nitelikte:
Dini Yapılar: 1 ve 3 No’lu Kiliseler, Piskoposluk Sarayı.
Kamu Yapıları: Roma dönemine ait Köprü ve Giriş Kompleksi.
Anıtsal Mezarlar: Lykiarkes Marcus Aurelius Arkhepolis Anıt Mezarı, Antimakhos Lahdi ve Liman Anıtsal Mezarları.
Geleceğe Miras
Antalya Belek Üniversitesi’nin Olympos’taki varlığı, bir üniversitenin sadece kampüs duvarları arasına sıkışmaması gerektiğini gösteriyor. Tarihi mirasın korunması, sadece devletin değil, akademi ve gençlerin de sorumluluğundadır. Olympos’ta parlatılan her bir mozaik taşı, bu sorumluluk bilincinin bir yansıması olarak parlıyor.











