ABD, İsrail ve İran’da alevlenen büyümede, bölgesel bir savaştan çok cepheli ve küresel etkiler olan devasa bir krize dönüşmüş durumda. Askeri operasyonların doğrudan İran topraklarına ve Hizbullah’ın çok geniş bir alana yayılmasıyla, birimlerin boyutu Katar’ın sert tepkisiyle Körfez’e yayılıyor. Tüm bu kaosun ortasında ise küresel enerji arzını elinde tutan Hürmüz Boğazı, seçici (seçici) geçiş izinleriyle yeniden oluşturularak bir silaha dönüştürülüyor.
İşte askeri, politik ve ekonomik cephelerde yaşanan son üç kritik gelişmenin kapsamlı analizi:
1. Askeri Cephe: İsrail’in Derin Darbeleri ve Hizbullah’ta Komuta Kaybı
Çatışmanın askeri boyutu artık vekâlet savaşlarının (vekalet savaşı) çok dağılımının doğrudan devletlerin merkezlerini hedef alıyor. İsrail ordusu, çifte cephede son derece kritik operasyonlara imza attı.
Lübnan Hattı: İsrail güçleri, Lübnan’ın güneyinde düzenlediği nokta operasyonuyla Hizbullah’ın kritik birimlerinden biri olan “Nasır” biriminin komutanı Hasan Salame’yi etkisiz hale getirdiğini duyurdu. Bu hamle, Hizbullah’ın kullanabileceği ve sahanın komutasına vurulmuş ağır bir darbe olarak kayıtlara geçti.
İran Toprakları: Eş zamanlı olarak, savaşın gidişatı doğrudan İran’ın kalbine taşındı. İsrail’de, başkent Tahran’da yazılan ve yönetilen Tebriz bölgesine ait çok sayıda askeri hedef vurması, “çadırcılık” aşamasının geçildiği ve doğrudan imha stratejisinin devreden çıkarıldığı kanıtlanıyor.

2. Diplomatik Cephe: Körfez’de Çatlak ve Katar’ın İran’a Resti
Savaşın sarsıcı etkileri Körfez ülkelerini de doğrudan içine çekiyor. Katar ile İran arasında beklenenler ve sert bir kombinasyon kriz patlak verdi.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mecid el-Ensari, İran’ın Katar’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıları ve bu saldırılara sunulan gerekçeleri kesin bir dille ve tamamen reddettiklerini açıkladı.
El-Ensari’nin, “İran’ın bu tür eylemlerini kabul edilemiyor buluyoruz. Bu duruma uygun bir şekilde yanıt verilebilir” şeklinde çıkış oldukça kritik. Katar’ın bu net duruşu, Körfez ülkelerinin İran’ın bölgesel saldırganlığına karşı artık sessiz kalmayacağını ve çatışmanın Körfez içlerine doğru genişleme potansiyelini taşıdığını gösteriyor.

3. Enerji Cephesi: Hürmüz Boğazı’nda “Seçici” Geçiş İzni
ABD ve İsrail’in ağır bombardımanlarına hedef olan İran, elindeki en büyük küresel koz olan enerji alanlarını çoğaltmaya bir araç olarak kullanmaya başladı. Çatışmalar nedeniyle küresel enerji arzına dair kaygılar zirve yapmışken, Tahran’dan ilginç bir adım geldi.
İran yönetimi, Bangladeş’e ait petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) taşıyan gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli bir şekilde geçişine özel olarak izin verme kararını aldı.
Analiz: Bu adım sıradan bir geçiş izni değil; tam anlamıyla bir “güç gösterisi”. İran bu hamleyle dünyaya şu mesaj veriyor: “Hürmüz Boğazı’nın kontrolü tamamen elimde mevcut. Batılı veya bana düşman ülkelerin gemilerini engelleyebilirken, taraf olmayan veya izin verilen ülkelerin geçişine devam edilebilir.” Bu durumda, enerji akışını bir şantaj aracına dönüştürürken, Batılı ülkelerin enerji arzına yönelik kaygılarını daha da derinleştiriyor.











