Netanyahu’dan “Pers Baharı” ve Dostluk Mesajı: “İran zulmünden kurtulacak, dost olacağız!”
Orta Doğu’nun en karmaşık ve gerilimli fay hattı olan İsrail-İran ilişkilerinde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan ezber bozan bir çıkış geldi. İran’ı kasıp kavuran rejim karşıtı protestoları “tarihi bir kırılma” olarak nitelendiren Netanyahu, Tahran’daki Molla rejimini by-pass ederek doğrudan İran halkına seslendi. “Pers ulusunun zulümden kurtulacağı gün yakındır” diyen İsrail Başbakanı, rejimin devrilmesi sonrası iki kadim ulusun yeniden “dost” olacağını vaat ederek, bölgesel satranç tahtasında hamlesini yaptı.
İsrail ve İran… Biri kendini “Yahudi Devletinin koruyucusu”, diğeri “İslam Devriminin kalesi” olarak tanımlayan iki ezeli düşman. Ancak 2026 yılının başında İran sokaklarını yangın yerine çeviren protestolar, Tel Aviv yönetiminin stratejisini “savunma”dan “psikolojik taarruz”a çevirmesine neden oldu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, diplomatik teamülleri bir kenara bırakarak, İran’daki iç karışıklığa doğrudan müdahil sayılabilecek açıklamalarda bulundu. Netanyahu’nun sözleri, sadece bir temenni değil, İran’ın geleceğine dair bir “İsrail projeksiyonu” olarak değerlendiriliyor.
“Rejim Başka, Halk Başka” Stratejisi
Netanyahu’nun açıklamasındaki en belirgin taktik, İran devletini yöneten teokratik rejim ile sokaktaki İran halkını (Pers Ulusu) birbirinden kesin çizgilerle ayırmasıydı.
Başbakan, “Pers ulusunun yakında zulümden kurtulacağına inanıyorum” diyerek, İran halkının yaşadığı ekonomik ve sosyal baskıların kaynağı olarak doğrudan Ayetullahları işaret etti. Bu söylem, İsrail istihbaratının ve dış politikasının son yıllarda benimsediği “Kazanılacak Kalpler ve Zihinler” stratejisinin bir parçası. Netanyahu, İran halkına “Düşmanınız İsrail değil, sizi yönetenlerdir” mesajını vererek, sokaktaki öfkeyi rejime kanalize etmeyi amaçlıyor.
1979 Öncesine Dönüş Vaadi: “Yeniden Dostluk”
Açıklamanın en dikkat çekici ve tarihsel derinliği olan kısmı ise “dostluk” vurgusuydu. Netanyahu, “Bu sürecin sonunda İsrail ile İran arasında yeniden bir dostluk ilişkisi kurulacak” diyerek, 1979 İslam Devrimi öncesindeki döneme atıfta bulundu.
Hatırlanacağı üzere, Şah döneminde İsrail ve İran, bölgede stratejik ortaktı. Enerji, istihbarat ve tarım alanlarında derin iş birlikleri vardı. Netanyahu, bu tarihsel hafızayı canlandırarak, İranlılara “Biz geçmişte dosttuk, bu rejim giderse gelecekte de dost olabiliriz. Sizinle bir sorunumuz yok” sinyali gönderiyor. Bu, İran’ın “Büyük Şeytan” (ABD) ve “Küçük Şeytan” (İsrail) retoriğine karşı geliştirilmiş güçlü bir anti-tez.
Orta Doğu’da Kartlar Yeniden mi Dağıtılıyor?
Netanyahu’nun, İran halkının özgürlük mücadelesine açıkça destek vermesi, bölgesel dengeler açısından riskli ama bir o kadar da iddialı bir hamle.
Rejimi Köşeye Sıkıştırmak: İsrail, İran’ın nükleer programını ve vekil güçlerini (Hizbullah, Hamas) finanse etmesini engellemenin en kısa yolunun, rejimin içeriden çökmesi olduğunu biliyor.
Protestoculara Moral: Batı dünyasının temkinli yaklaştığı bir dönemde, İsrail’in net desteği, sokaktaki muhaliflere “Yalnız değilsiniz” mesajı taşıyor.
Ters Tepme Riski: Ancak bu açıklama, İran rejimi için bir can simidi de olabilir. Tahran yönetimi, Netanyahu’nun bu sözlerini kullanarak protestocuları “Siyonist rejimin piyonları” veya “Mossad ajanları” olarak yaftalayıp, uyguladığı şiddeti meşrulaştırabilir.
Dijital Savaşın Bir Parçası
Netanyahu’nun bu açıklamaları, sadece basın toplantılarıyla sınırlı kalmıyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın Farsça sosyal medya hesapları ve Netanyahu’nun zaman zaman Farsça altyazılı yayınladığı videolar, bu stratejinin dijital ayağını oluşturuyor.
Tel Aviv, İran’daki “Z Kuşağı”nın seküler taleplerini ve dış dünyaya açılma arzusunu çok iyi analiz etmiş durumda. Netanyahu, Cyrus (Pers İmparatoru) ve Yahudi tarihi arasındaki bağlara sık sık vurgu yaparak, bugünkü düşmanlığın “yapay ve ideolojik” olduğunu savunuyor.
Bir Kehanet mi, Bir Plan mı?
Binyamin Netanyahu’nun “Yakında zulümden kurtulacaklar” cümlesi, basit bir öngörüden ziyade, İsrail’in İran’a yönelik nihai hedefini ortaya koyuyor. İsrail, nükleer silah sahibi bir İran yerine, kendi iç sorunlarıyla boğuşan veya rejimi değişmiş bir İran görmeyi tercih ediyor.
2026 yılı, İran sokaklarının ısındığı, İsrail’in ise bu ateşi harladığı bir yıl olarak devam ediyor. Netanyahu’nun “dostluk” eli, Tahran sokaklarında nasıl karşılık bulacak bilinmez; ancak İran rejiminin bu ele “demir yumrukla” cevap vereceği kesin. Orta Doğu, “Pers Baharı” ihtimali ile “Büyük Savaş” riski arasında gidip gelen bir sarkaçta sallanmaya devam ediyor.











