Arkadaşları Lösemiyle Savaşan Hasan’a Destek Oldu: Saçlar Gitti, Umutlar Yeşerdi
Lösemi (kan kanseri) illetiyle altı yıl önce tanışan ve babasından aldığı kök hücreyle hayata tutunan Hasan Hüseyin Güleç, hastalığın nüksetmesiyle sarsıldı. Ancak bu zorlu ikinci rauntta onu yalnız bırakmayanlar, aynı ateşten geçmiş “kader arkadaşları” oldu. Kendileri de daha önce kanseri yenen Eren Dere ve Abbas Yıldırım, Hasan Hüseyin’e moral vermek için saçlarını kazıttı. Berber koltuğunda gerçekleşen bu sessiz dayanışma, “Dostluk en güçlü ilaçtır” sözünü bir kez daha kanıtladı.
Hastane koridorlarının soğuk yüzü ve kemoterapi ilaçlarının ağır kokusu arasında filizlenen dostluklar, bazen en güçlü kan bağından bile daha sağlam olabiliyor. Bunun en son ve en çarpıcı örneği, Hasan Hüseyin Güleç ve dostlarının hikayesinde vücut buldu.
Altı yıl önce, henüz hayatının baharındayken lösemi teşhisi konulan Hasan Hüseyin Güleç, zorlu bir tedavi sürecine girmişti. Babasından yapılan kök hücre nakliyle (allojenik nakil) kanseri yenmeyi başaran ve “bitti” denilen yerden hayata yeniden başlayan Güleç için kaderin senaryosu henüz bitmemişti. Geçtiğimiz günlerde yapılan kontrollerde hastalığın nüksettiğinin anlaşılması, Güleç ailesi ve sevenleri üzerinde şok etkisi yarattı.
“Damdan Düşenin Halini Damdan Düşen Anlar”
Hastalığın geri dönüşü, fiziksel zorlukların ötesinde, hastada “yenilmişlik” hissi ve psikolojik bir yıkım yaratabilir. İşte tam bu noktada, Hasan Hüseyin’in imdadına, aynı yollardan geçmiş, aynı acıları tatmış ve zafer kazanmış iki dostu yetişti: Eren Dere ve Abbas Yıldırım.
Eren ve Abbas, sıradan arkadaşlar değildi. Onlar da geçmişte lösemiyle savaşmış, saçları dökülmüş, maskelerin ardında nefes almaya çalışmış ve nihayetinde kanseri yenmiş “gazilerdi”. Hasan Hüseyin’in tekrar başa döndüğü bu süreçte yaşadığı korkuyu ve kemoterapinin yan etkisi olan saç dökülmesinin yarattığı travmayı en iyi onlar biliyordu.
Berber Koltuğunda “Omuz Omuza” Eylem
Hasan Hüseyin’in tedavi sürecinde moralinin bozulduğunu ve saçlarının dökülecek olmasından dolayı üzüntü duyduğunu gören Eren ve Abbas, sözlerin kifayetsiz kaldığı yerde eyleme geçti. İki arkadaş, Hasan Hüseyin’i bir berber dükkanına götürerek, belki de bir insanın dış görünüşü için en radikal kararlardan birini, hiç tereddüt etmeden aldılar.
Berber makinesinin sesi dükkanda yankılanırken, önce Eren, ardından Abbas koltuğa oturdu ve saçlarını “sıfıra” vurdurdu. Bu eylem, Hasan Hüseyin’e verilen sessiz ama gök gürültüsü kadar güçlü bir mesajdı:
“Senin saçların dökülmeyecek, biz sen üzülme diye saçlarımızdan vazgeçeceğiz. Aynaya baktığında yalnızlık değil, bizi göreceksin. Bu savaşı beraber vereceğiz.”
Üç arkadaşın saçsız halleriyle verdikleri o gülümseyen poz, sosyal medyada ve çevrelerinde “insanlık dersi” olarak yankı buldu.
Tıbbın Ötesinde Bir Güç: Moral Desteği
Onkoloji uzmanları, kanser tedavisinde moral ve motivasyonun, bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkisi olduğunu her fırsatta vurguluyor. Hasan Hüseyin’in yaşadığı nüks (hastalığın tekrarlaması) durumunda, hastanın tedaviye uyumu ve yaşama tutunma arzusu hayati önem taşıyor.
Eren ve Abbas’ın bu jesti, sadece bir saç kestirme olayı değil; Hasan Hüseyin’in tedavi sürecine yapılmış devasa bir “psikolojik aşı” niteliğinde. Arkadaşlarının bu fedakarlığı, Hasan Hüseyin’e “Benim için saçlarından vazgeçen dostlarım varken, ben hayattan vazgeçemem” gücünü veriyor.
Bu dayanışma, aynı zamanda toplumdaki “kanser hastasına acıyarak bakma” algısını da yıkıyor. Onlar, acımayı değil, mücadeleyi ve neşeyi seçerek hastalığa meydan okuyorlar.
Dostluğun ve Umudun Sembolü Oldular
Hasan Hüseyin Güleç, şimdi daha zorlu bir tedavi sürecine giriyor olabilir. Ancak bu kez, altı yıl öncesinden daha farklı bir silaha sahip: Arkasında dağ gibi duran, “Saçın teli kadar değer vermiyoruz bu hastalığa” diyen dostları var.
Eren Dere ve Abbas Yıldırım’ın bu örnek davranışı, lösemi ile mücadele eden binlerce hastaya ve yakınına da ilham kaynağı oldu. Bu hikaye bize şunu hatırlatıyor: İlaçlar bedeni iyileştirir, ancak ruhu iyileştiren şey sevgidir, vefadır ve “Seninleyim” diyebilen dostlardır.
Hasan Hüseyin’in dökülen her saç telinin yerine, şimdi çok daha güçlü umutlar ve kopmaz dostluk bağları yeşeriyor.











