Mescid-i Aksa’ya girişleri tamamen engellenen binlerce Filistinli, en kutsal günlerinden biri olan bayram namazını eda etmek için Eski Şehir surları önünde ve mabede en yakın noktalarda bir araya geldi. Tekbirler eşliğinde ibadet etmeye çalışan ve tamamen barışçıl bir duruş sergileyen sivil kalabalık, İsrail polisinin sert ve acımasız müdahalesiyle karşılaştı. Görgü tanıklarının sahadan aktardığı bilgilere göre, güvenlik güçleri ibadet edenleri dağıtmak için doğrudan ses bombaları ve biber gazı kullandı. Özellikle tarihi Sultan Süleyman ve Selahaddin caddeleri üzerinde yoğunlaşan bu şiddetli müdahale; aralarında kadınlar, çocuklar ve yaşlıların da bulunduğu binlerce sivil üzerinde ağır travmalara yol açtı. Bayramlık kıyafetleriyle ibadete gelen çocuklar, güneşin patlama sesleri ve gaz bulutları arasında kaldı.
Uluslararası Arenada “Orantısız Güç” Tartışması
Sahadan anbean gelen görüntüler, polisin müdahalesinin yoğunluğunun saatler içinde en üst seviyeye tırmandığını kanıtlıyor. Milyonlarca Müslüman için kutsal sayılan bir bayram sabahında, sadece inançlarının gereğini yerine getirmek amacıyla insanların sivil halka yönelik bu ağır müdahalesi, uluslararası kamuoyunda “orantısız güç kullanımı” tartışmalarını yeniden alevlendirdi. İnsan hakları örgütleri, sivil halka yönelik bu yönelimi açık bir inanç odaklı olarak tanımlıyor ve uygulanan boyutları raporlayarak İsrail yönetimini hedef tahtasına koyuyor.

Eski Şehir’de Hayalet Sessizliği: Ekonomi Durma Noktasında
Kudüs’teki ağır kısıtlamalar yalnızca ibadet özgürlüğüne vurulan bir darbeyle sınırlı değildi; şehrin yıllık ekonomik damarlarını da tamamen kesti. Eski Şehir’de bayram arifesinde ve sabahında oluşan o tarihi coşku, alışveriş telaşı ve kalabalık, bu yıl derin, bilinmez ve karanlık bir sessizliğe bırakıldı. Sokak başlarında kurulan dev demir güvenlik bariyerleri ve uygulanan katı toplama yasakları nedeniyle esnaf kepenk dahi açamadı. Yüzyıllık ticaretin kalbi olan dar sokaklarda yalnızca çok sınırlı sayıda temel ihtiyaç noktası hizmet verebiliyordu. Kepenk kapatan esnaf, bu fiili ablukanın ağır bir ekonomik yıkıma ve çöküşe yol açtığını ifade ediyor. Filistinli tüccarlar, alınan bu güvenlik kararlarının asayişi sağlamaktan ziyade, Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinliler üzerinde psikolojik ve ekonomik baskıyı artırmayı, onları yıldırmayı ve nihayetinde göçü zorlamayı hedeflediğini savunuyor.
“Buruk Bayram” ve Küresel Diplomasiye Acil Çağrı
Bu yıl bayram coşkusunun yerini, ardı ardına patlayan ses bombalarının sağır edici gürültüsü ve kanlı müdahaleler aldı. Filistinliler, Mescid-i Aksa ve ağır demir ablukanın ortasında, uluslararası topluma, Birleşmiş Milletler’e ve insan hakları örgütlerine acil çağrıda bulundu. Doğu Kudüs’te bayram bu yıl yalnızca hüzün, hayal ve yüksek gerilim gölgesinde geçti.
Yaşanan bu olaylar, kutsal mekanların tarihi dokunulmazlığı ve en temel insan hakkı olan ibadet özgürlüğü konularını bir kez daha küresel diplomasi gündemine taşıdı. Gözler şimdi, bu ağır hak ihlallerine karşı uluslararası toplumun vereceği somut tepkilere çevrildi.










