Filistin’de 2025 Yılı Eğitim Bilançosu Korkunç Boyutlara Ulaştı
Orta Doğu’da on yıllardır süren çatışmaların en yıkıcı dönemlerinden biri geride kalırken, savaşın en ağır bedelini yine çocuklar, gençler ve ülkenin geleceğini inşa edecek olan eğitim neferleri ödedi. Filistin topraklarında, özellikle Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria’da devam eden şiddet sarmalı, sadece binaları ve şehirleri değil, bir toplumun hafızasını ve geleceğini de hedef aldı. Filistin Eğitim ve Yüksek Öğretim Bakanlığı, 2025 yılı boyunca eğitim camiasının maruz kaldığı saldırılara ilişkin yayınladığı kapsamlı raporda, kelimenin tam anlamıyla bir “eğitim kıyımı” yaşandığını gözler önüne serdi. Açıklanan resmi verilere göre, İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda bir yıl içinde okullarda ve üniversitelerde bulunan 7 bin 903 öğrenci ve eğitim personeli hayatını kaybetti.
Kanlı bilanço: 7 bin 903 can, binlerce yaralı
Bakanlığın uluslararası kamuoyuyla paylaştığı veriler, bölgedeki trajedinin boyutunu istatistiklerin ötesine taşıyor. Rapora göre, 1 Ocak 2025 ile 31 Aralık 2025 tarihleri arasında eğitim kurumlarını hedef alan hava saldırıları, topçu ateşleri ve askeri baskınlar sonucunda yaşamını yitirenlerin sayısı 8 bine yaklaştı. Bu kayıpların büyük çoğunluğunu ilköğretim çağındaki çocuklar ve üniversite öğrencileri oluştururken, onları yetiştirmek için fedakarca görev yapan yüzlerce öğretmen ve akademisyen de bu saldırıların kurbanı oldu.
Rapordaki bir diğer çarpıcı veri ise yaralı sayısına ilişkin. Aynı dönemde meydana gelen saldırılarda 11 bin 469 öğrenci, öğretmen ve üniversite personeli çeşitli şekillerde yaralandı. Yaralıların birçoğunun uzuv kaybı yaşadığı, kalıcı sakatlıklarla mücadele etmek zorunda kaldığı ve eğitim hayatlarına devam etmelerinin fiziksel olarak imkansız hale geldiği belirtiliyor. Bu durum, sadece bugünü değil, Filistin toplumunun önümüzdeki on yıllarını da etkileyecek engelli bir neslin ortaya çıkması anlamına geliyor.
“Eğitim kurumları askeri hedef değildir”
Filistinli yetkililer, 2025 yılı boyunca yaşananların “savaşın yan etkisi” olarak açıklanamayacağını, bunun sistematik bir yok etme politikası olduğunu savunuyor. Uluslararası hukuka göre dokunulmazlığı bulunması gereken okulların, üniversitelerin ve eğitim merkezlerinin doğrudan hedef alınması, Cenevre Sözleşmeleri’nin açık bir ihlali olarak nitelendiriliyor.
Bakanlık yetkilileri yaptıkları açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Okullarımız, çocuklarımızın güvenle geleceğe hazırlandığı yuvalar olması gerekirken, ne yazık ki ölüm tuzaklarına dönüştürüldü. Sınıflar, laboratuvarlar, kütüphaneler ve üniversite kampüsleri, sistematik saldırılarla yerle bir edildi. Bu saldırıların amacı sadece insan öldürmek değil; Filistin halkının aydınlanma ışığını söndürmek, kültürel birikimini yok etmek ve umudunu kırmaktır.”
Altyapı çöktü: Okulsuz kalan bir nesil tehlikesi
Can kayıplarının yarattığı derin travmanın yanı sıra, eğitim altyapısında meydana gelen fiziksel yıkım da korkutucu boyutlarda. Rapora göre, Gazze’deki okulların büyük bir kısmı tamamen yıkıldı veya kullanılamaz hale geldi. Batı Şeria’da ise askeri baskınlar nedeniyle eğitime sık sık ara verilmek zorunda kalındı.
Eğitim binalarının yıkılması, hayatta kalan öğrencilerin de eğitim hakkından mahrum kalmasına neden oluyor. Yüz binlerce öğrenci, güvenli bir çatıdan, ders materyallerinden ve öğretmenlerinden yoksun bir şekilde eğitim yılına veda etti. Uzmanlar, eğitime erişimin bu denli uzun süre kesintiye uğramasının, çocuklarda onarılması güç psikolojik hasarlara yol açacağı ve “kayıp bir nesil” riskini doğuracağı konusunda uyarıyor. Savaşın gölgesinde büyüyen çocukların, kalem ve defter yerine yıkıntı ve silahlarla iç içe yaşaması, bölgenin sosyolojik geleceği açısından büyük bir tehdit oluşturuyor.
Uluslararası topluma acil çağrı
Filistin Eğitim ve Yüksek Öğretim Bakanlığı, yayınladığı raporla birlikte Birleşmiş Milletler (BM), UNESCO, UNICEF ve uluslararası insan hakları örgütlerine acil çağrıda bulundu. Bakanlık, İsrail’in eğitim kurumlarına yönelik saldırılarının derhal durdurulması için uluslararası baskının artırılmasını talep etti.
Açıklamada, “Eğitim hakkı, en temel insan haklarından biridir ve savaş koşullarında dahi korunmalıdır. Dünya, Filistinli çocukların göz göre göre öldürülmesine ve cahil bırakılmasına sessiz kalmamalıdır” denildi. Filistinli yetkililer, yıkılan okulların yeniden inşası, yaralı öğrencilerin rehabilitasyonu ve eğitimin kesintisiz sürdürülebilmesi için acil bir eylem planına ve uluslararası fona ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
2025 yılı, Filistin eğitim tarihi için “kara bir yıl” olarak kayıtlara geçerken, 2026’nın bu yaraları sarıp saramayacağı ise belirsizliğini koruyor.










