İsrail Operasyon Bitmeden Geçişe İzin Vermiyor
Gazze Şeridi’nde insani krizin boyutları her geçen gün derinleşirken, Tel Aviv yönetiminden bölgenin dünyaya açılan tek nefes borusu olan Refah Sınır Kapısı ile ilgili tartışma yaratacak bir açıklama geldi. İsrail, sınır kapısının insani yardımlara “kısmi” olarak açılmasını, Gazze’de olduğu düşünülen son İsrailli esir Ran Gvili’nin cansız bedenine ulaşılması şartına bağladı. Bu açıklama, insani yardım koridorunun askeri bir operasyonun sonucuna endekslenmesi nedeniyle uluslararası camiada tepkiyle karşılandı.
Orta Doğu’da tansiyon düşmüyor. Gazze Şeridi‘ne yönelik abluka ve askeri operasyonlarını sürdüren İsrail yönetimi, bölgedeki milyonlarca sivilin kaderini doğrudan etkileyecek yeni bir stratejik hamle açıkladı. Mısır ile Gazze arasındaki en kritik geçiş noktası olan ve aylardır kapalı veya çok sınırlı kapasiteyle çalışan Refah Sınır Kapısı‘nın durumu, İsrail ordusunun yürüttüğü spesifik bir arama kurtarma operasyonunun neticesine bırakıldı.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ve istihbarat birimlerinin ortaklaşa yürüttüğü süreçte, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan çatışmaların ilk günlerinde kaçırıldığı veya öldürüldüğü belirtilen Ran Gvili isimli İsraillinin naaşının bulunması, sınırın açılması için bir “ön koşul” olarak masaya sürüldü.
İnsani Koridor İçin “Ran Gvili” Engeli ve Askeri Gerekçeler
İsrail hükümet sözcüleri tarafından yapılan ve bölgedeki diplomatik kaynaklarca da teyit edilen bilgilere göre; Tel Aviv yönetimi, Refah bölgesinde devam eden askeri hareketliliği Ran Gvili‘nin bulunmasına yönelik “hassas bir operasyon” olarak nitelendiriyor. İddiaya göre, İsrail istihbaratı Gvili‘nin cesedinin, Mısır sınırına çok yakın bir noktada, tünel ağları veya yıkıntılar arasında saklandığına dair somut kanıtlara ulaştı.
Yetkililer, bu bölgede yürütülen arama tarama faaliyetlerinin güvenliği gerekçesiyle sınır kapısının tam kapasiteyle çalışmasının şu an için “imkansız” olduğunu savunuyor. İsrail tarafı, “Operasyon başarıyla tamamlanıp Ran Gvili‘nin naaşı ailesine teslim edildikten hemen sonra, kapının insani yardımlar ve acil tıbbi tahliyeler için kısmi olarak açılmasına izin vereceğiz” mesajını veriyor. Ancak bu “kısmi” ifadesinin neleri kapsadığı, günlük kaç tırın geçişine izin verileceği veya sivil geçişlerin serbest olup olmayacağı konusunda net bir detay paylaşılmadı.
Operasyonun Hedefi: “Son Kayıp” ve Toplumsal Kapanış Arayışı
Ran Gvili ismi, İsrail kamuoyu için sembolik bir önem taşıyor. İsrail polisinin özel bir birimi olan Yasam‘da görevli olduğu bilinen ve 7 Ekim olayları sırasında Re’im bölgesindeki çatışmalarda hayatını kaybettiği sonradan açıklanan Gvili‘nin naaşının, Hamas mensupları tarafından Gazze‘ye kaçırıldığı belirtilmişti. İsrail basını, Gvili‘yi “geride kalan son esirlerden biri” veya “naaşı beklenen son kayıp” olarak tanımlıyor.
Hükümet üzerindeki iç kamuoyu baskısı, bu operasyonun neden sınır kapısı gibi hayati bir kozla ilişkilendirildiğini de açıklıyor. Kayıp yakınlarının ve esir ailelerinin kurduğu baskı grupları, “Hiçbir vatandaş arkada bırakılmayacak” prensibi gereği hükümeti sıkıştırırken; Başbakanlık ofisi, Gvili‘nin bulunmasını hem askeri bir başarı hem de toplumsal bir “kapanış” (closure) olarak görüyor. Ancak bu kapanış arayışının bedelinin, Refah Sınır Kapısı‘nın kapalı kalmasıyla Gazze halkına ödetilmesi, etik ve hukuki tartışmaları beraberinde getiriyor.
Mısır Hattında Gerilim ve Lojistik Kördüğüm
Konunun bir diğer önemli muhatabı olan Mısır yönetimi ise gelişmelerden rahatsız. Kahire, kendi topraklarında, Sina Yarımadası tarafında bekleyen yüzlerce yardım tırının oluşturduğu lojistik yığılmayı yönetmekte zorlanıyor. Refah Sınır Kapısı‘nın kapalı kalması, gıda, ilaç ve yakıt taşıyan tırların çürümesine ve insani yardım zincirinin kopmasına neden oluyor.
Diplomatik kaynaklar, Mısır‘ın İsrail’e “Askeri operasyonlarınızı sınır hattından uzaklaştırın ve kapıyı koşulsuz açın” çağrısında bulunduğunu, ancak İsrail’in Ran Gvili operasyonunu gerekçe göstererek bu çağrıyı reddettiğini belirtiyor. İsrail’in “sınırın altındaki tünellerde arama yapıyoruz” tezi, bölgenin askeri bölge olarak kalmasına meşruiyet kazandırmak için kullanılırken; kapının “kısmi açılma” vaadi, uluslararası baskıyı hafifletmeye yönelik bir oyalama taktiği olarak da yorumlanıyor.
Uluslararası Tepkiler ve Derinleşen İnsani Kriz
Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi ve çeşitli uluslararası yardım kuruluşları, Gazze’deki durumun “kıtlık” seviyesini çoktan aştığını rapor ediyor. Dünya Sağlık Örgütü, bölgedeki hastanelerin yakıt eksikliği nedeniyle hizmet veremez hale geldiğini, temiz su sıkıntısının salgın hastalıklara davetiye çıkardığını vurguluyor.
Bu tablo içinde, tek bir kişinin naaşının bulunması için milyonlarca insanın hayat damarı olan bir sınır kapısının kapalı tutulması veya pazarlık unsuru yapılması, Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası insancıl hukuk açısından “toplu cezalandırma” şüphesini doğuruyor. Avrupa Birliği ve bölge ülkelerinden bazı diplomatlar, Ran Gvili‘nin bulunmasının insani bir görev olduğunu kabul etmekle birlikte, bunun yaşayan binlerce sivilin hayatını riske atacak bir şantaj aracına dönüştürülmemesi gerektiği görüşünde birleşiyor.
Sonuç olarak; Gazze‘nin güneyindeki Refah kentinde sıkışan yüz binlerce sivilin gözü, İsrail ordusunun yürüttüğü bu operasyonun ne zaman biteceğinde. Ran Gvili‘nin naaşının bulunup bulunamayacağı veya bu sürecin ne kadar süreceği belirsizliğini korurken; her geçen saat, açlık ve ilaçsızlıkla mücadele eden Gazze halkı için hayati bir kayıp anlamına geliyor.











