Hamaney’in Fotoğrafları Yanıyor, Kadınlar Sigaralarıyla Meydan Okuyor
İran’da “Ahlak Polisi”nin baskılarına ve ekonomik darboğaza karşı başlayan rejim karşıtı gösteriler, kabuk değiştirerek yeni ve çarpıcı bir sembolizm kazandı. Başörtüsü yakma eylemleriyle başlayan süreç, şimdi de Dini Lider Ali Hamaney ve molla rejiminin sembol isimlerinin fotoğraflarının ateşe verilmesiyle radikalleşiyor. İranlı kadınlar, yanan fotoğrafların ateşinde sigaralarını yakarak sosyal medyada yeni bir “sivil itaatsizlik” akımı başlattı. Bu dumanlı mesaj, Tahran sokaklarından dünyaya “Korku duvarı yıkıldı” diye haykırıyor.
İran İslam Cumhuriyeti, 1979 Devrimi’nden bu yana karşılaştığı en uzun soluklu ve en “kadın odaklı” direniş dalgasıyla sarsılıyor. Mahsa Amini’nin ölümüyle fitili ateşlenen öfke, sadece bir kıyafet özgürlüğü talebi olmaktan çıkıp, teokratik rejimin meşruiyetini hedef alan topyekûn bir başkaldırıya dönüştü.
Son günlerde sosyal medyada viral olan görüntüler ise protestoların estetiğini ve dilini değiştirdi. Kadınlar, rejimin “kutsal” kabul ettiği figürlerin (Hamaney, Humeyni ve Kasım Süleymani) posterlerini ve fotoğraflarını sokak ortasında veya evlerinde ateşe veriyor. Ancak eylem burada bitmiyor; yanan o kağıt parçasının ateşiyle bir sigara yakıp, kameraya cesurca bakarak dumanını savuruyorlar.
Bir Başkaldırı Sembolü Olarak “Sigara”
İran gibi muhafazakar toplumlarda, kamusal alanda kadının sigara içmesi, sadece bir sağlık meselesi değil, aynı zamanda kültürel bir tabudur. Rejimin idealize ettiği “itaatkar ve mütevazı kadın” profiline taban tabana zıt olan bu eylem, şimdi politik bir silaha dönüştü.
Sosyologlar, bu yeni akımı şöyle okuyor:
“O sigara, bir keyif aracı değil, bir meydan okuma bayrağıdır. Kadınlar, ‘Senin kutsalını yakıyorum ve bu ateşin üzerinde kendi özgürlüğümü, kendi yasaklarımı çiğneyerek kutluyorum’ mesajı veriyor. Hamaney’in yanan yüzünden sigara yakmak, otoriteyi en aşağılayıcı biçimde reddetmektir.”
Bu videoların arka planında genellikle protest şarkılar (“Baraye” gibi) veya sessizliğin içindeki o çakmak sesi duyuluyor. Her bir video, korku ikliminin dağıldığını ve rejimin en güçlü silahı olan “manevi dokunulmazlığın” yerle bir olduğunu belgeliyor.
Rejimin Tepkisi: “Fitne” ve Dijital Baskı
İran rejimi, sokaktaki eylemleri “dış güçlerin (ABD ve İsrail) kışkırttığı bir fitne” olarak tanımlamaya devam ediyor. Devrim Muhafızları ve Besic milisleri, sokaklarda sert müdahalelerini sürdürürken, devletin siber ordusu da bu yeni akıma karşı dijital bir savaş başlattı.
İnternet Kısıtlamaları: Sosyal medyanın (Instagram, WhatsApp, Telegram) bant genişliği daraltılıyor veya tamamen kesiliyor. Amaç, bu “bulaşıcı” cesaretin diğer şehirlere yayılmasını engellemek.
Gözaltı Dalgası: Videolarda yüzü görünen veya kimliği tespit edilen kadınlara yönelik gece baskınları düzenleniyor. Rejim yargısı, bu eylemleri “Allah’a karşı savaş açmak” (Muharebe) suçu kapsamında değerlendirerek, en ağır cezaları (idam dahil) gündeme getiriyor.
Ancak baskı arttıkça, direnişin yaratıcılığı da artıyor. Kadınlar artık yüzlerini saçlarıyla veya maskelerle gizleyerek, ama sigaralarını aynı kararlılıkla yakarak videolarını paylaşmaya devam ediyor.
“Zen, Zendegi, Azadi” (Kadın, Yaşam, Özgürlük) Sloganının Evrimi
Protestoların mottosu olan “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganı, bu yeni eylem biçimiyle daha somut bir hal aldı.
Kadın: Eylemin öznesi bizzat kadınlar. Saçını açan, başörtüsünü yakan ve şimdi de tabuları yıkan kadınlar.
Yaşam: Sigara gibi “sağlığa zararlı” bir metafor üzerinden bile olsa, “Kendi hayatım üzerinde, kendi bedenim üzerinde söz sahibi benim” vurgusu yapılıyor.
Özgürlük: Rejimin sembollerinin yanması, zihinlerdeki zincirlerin kırıldığını simgeliyor.
Uluslararası Yankılar ve Dayanışma
İranlı kadınların bu “cool” ama bir o kadar da tehlikeli eylemi, Batı medyasında ve uluslararası insan hakları örgütlerinde geniş yankı buldu. Dünyaca ünlü sanatçılar ve aktivistler, sosyal medya hesaplarından benzer videolar paylaşarak veya saçlarını keserek İranlı kadınlara destek veriyor.
Avrupa Parlamentosu ve BM nezdinde İran’a yönelik yaptırım çağrıları artarken, bu videolar diplomatik raporlarda “İran halkının rejimle bağının tamamen koptuğunun kanıtı” olarak sunuluyor.
Gelecek Senaryosu: Ateş Büyüyecek mi?
Molla rejiminin fotoğraflarını yakarak sigara içme akımı, belki tek başına rejimi devirecek bir güç değil.
İranlı kadınlar, sadece bir fotoğrafı yakmıyor; 40 yılı aşkın süredir inşa edilen korku imparatorluğunu ateşe veriyor. Ve o duman dağıldığında, geride kalan küllerden nasıl bir İran doğacağını şimdiden kestirmek zor olsa da, o İran’ın eskisi gibi olmayacağı kesin.











