Beyoğlu’nda Hukuk Hattı: İnan Güney İddianamesi ve İBB Bağlantısı
Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney hakkındaki soruşturma artık yeni bir aşamaya ulaştı. Çünkü savcılık, yaklaşık 7 aydır cezaevinde bulunan Güney hakkındaki iddianameyi resmen tamamladı. Bu gelişme sonucunda, siyaset ve hukuk dünyası büyük bir hareketlilik içine girdi. Zira “Adalet topaldır ama gideceği yere er geç varır.” Bu kadim söz, bugün İstanbul sokaklarında yeniden yankı buluyor.
Savcılık makamı, İnan Güney ve yakın çevresi için oldukça ağır cezalar talep etti. Üstelik hazırlanan iddianame; Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, abla Sabriye Akkaya, enişte İsmail Akkaya, şoför Deniz Göleli ve koruma Veysel Eren Güven‘i de kapsıyor. Dolayısıyla bu isimlerin tamamı, yakın gelecekte sanık sıfatıyla hakim karşısına çıkacak.
Yargı makamı, özellikle sanıklara yönelik suçlamaları net bir şekilde ortaya koydu. Örneğin dosyada, “Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olmamakla Birlikte Yardım Etme” maddesi en başta yer alıyor. Bununla birlikte “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık” iddiası da listede bulunuyor. Sonuç olarak savcı, her sanık için 12 yıl 8 aydan 35 yıla kadar hapis cezası istiyor.
Sürecin en kritik noktası ise kuşkusuz dosya birleştirme talebi oldu. Savcılık, bu dosyanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bünyesindeki yolsuzluk davasıyla birleşmesini öneriyor. “Kurt dumanlı havayı sever.” Bu durum, yerel yönetim ile büyükşehir arasındaki bağların hukuken incelendiğini açıkça kanıtlıyor. Ancak nihai kararı İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti verecek.
Operasyonun geçmişine bakarsak, olaylar 15 Ağustos tarihine kadar uzanıyor. Emniyet güçleri o gün toplam 44 kişiyi gözaltına almıştı. Hemen ardından 19 Ağustos‘ta İnan Güney ve 16 kişi tutuklanarak cezaevine girdi. Öte yandan diğer 27 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest kaldı. İddianame, bu isimlerin tutuklu İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun ile doğrudan irtibatlı olduğunu iddia ediyor.
Aslında “Gerçek, ayakkabılarını giymeden yalan dünyayı üç kez dolaşır.” Fakat Türk yargısı bu karmaşık ilişkiler ağını aydınlatmak için titizlikle çalışıyor. Beyoğlu gibi sembolik bir ilçenin başkanının 35 yılla yargılanması tarihi bir önem taşıyor. Nihayetinde tüm gözler, şeffaflık ilkesi gereği mahkemenin vereceği karara kilitlendi. Bu dava, Türk demokrasisinin geleceği adına büyük bir sınav niteliği taşıyor.











