Silivri’de Adalet Sınavı: İBB Davası’nda Yasaklı Sabah
Silivri, bugün yine Türkiye’nin siyasi gündemine ev sahipliği yapıyor. İBB Davası, üçüncü haftasına oldukça gergin bir atmosferde başladı. Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, 402 sanıklı bu dev davanın merkezinde yer alıyor. Mahkeme heyeti, 9. celse öncesinde şok bir karara imza attı. 5 CHP’li milletvekilinin duruşma salonuna girişini yasakladı. Bu karar, adliye koridorlarında tansiyonu bir anda yükseltti. Hukuk, sessizliğin değil, hakikatin sesidir. Ancak bugün Silivri’de kapılar, halkın vekillerine kapandı.

Barikatların Ardında Savunma Hakkı
Duruşma başladığında, salonun içinde de dışında da itirazlar yükseldi. Ali Mahir Başarır, Mahmut Tanal, Turan Taşkın Özer, Özgür Karabat ve Bahadır Erdem binaya alınmadı. Avukatlar, bu durumun duruşmanın aleniyetini ihlal ettiğini savundu. Mahkeme başkanı ise topu başsavcılığa attı. Adalet, sadece mahkeme salonlarında değil, kamu vicdanında tecelli eder. Kapı eşiğinde bekletilen her vekil, davanın meşruiyet tartışmalarını daha da derinleştirdi. Hakikat, engellenemez bir nehirdir; eninde sonunda kendi yatağını bulacaktır.
Altan Ertürk: “Bu Tutukluluk Bir İşkencedir”
Günün en çarpıcı anları, Altan Ertürk’ün savunmasıyla yaşandı. Ertürk, DİSK kurucularından Mehmet Ertürk’ün oğlu olduğunu hatırlattı. Babasının siyasetten uzak durma vasiyetini ve aile mirasını anlattı. Ertürk, savunmasında 12 Eylül dönemiyle günümüzü kıyasladı. Eskiden fiziki işkence olduğunu, bugün ise uzun tutukluluk sürelerinin bir işkenceye dönüştüğünü vurguladı. İddianamedeki tarih hatalarına dikkat çeken Ertürk, kendisine yönelik suçlamaları “kurgusal bir senaryo” olarak tanımladı. Adalet gecikince, mağduriyetler sadece birer sayı olmaktan çıkar, birer hayat hikayesine dönüşür.

İstatistikler mi, Gerçekler mi?
Dava dosyasındaki MASAK raporları ve HTS kayıtları büyük tartışma yarattı. Ekrem İmamoğlu, sunulan verileri “çöp” olarak niteledi. Savunma makamı, iddianamenin kendi içinde çeliştiğini ileri sürdü. Özellikle 2019 yılındaki olayların, zorlama bir şekilde 2025 yılındaki suçlamalara bağlanması tepki çekti. Bir davanın gücü, sunduğu delillerin tutarlılığı kadardır. Ancak bu davada deliller, mantık süzgecinden geçmekte zorlanıyor. Hakikatin peşinde koşanlar, asla yorulmazlar.











