Orta Doğu’da ABD-İsrail İttifakı ve İran Savaşı’nda 7. Gün
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından İran topraklarına yönelik başlatılan askeri operasyonlar, bölgeyi geri dönülmez bir çatışma sarmalına sürükleyerek bugün itibarıyla 7. gününe ulaştı. Bir haftadır kesintisiz devam eden hava harekatları ve stratejik nokta atışları, Orta Doğu’daki güç dengelerini kökten sarsarken, insani bilanço da her geçen saat ağırlaşmaya devam ediyor. İran yetkilileri tarafından paylaşılan son verilere göre, saldırıların başlangıcından bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 1332’ye yükselmiş durumda. Bu can kayıplarının büyük bir kısmının stratejik tesislerin yakınındaki yerleşim alanlarında yaşanması, uluslararası kamuoyunda derin bir endişe uyandırıyor.
Askeri kanatta ise tansiyon düşmek yerine daha stratejik ve tehlikeli bir boyuta evriliyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu, gelişmiş füze sistemleri ve deniz unsurlarıyla dünya ticaretinin can damarı sayılan Hürmüz Boğazı çevresinde yoğun bir hareketlilik sergiliyor. Küresel petrol geçişinin merkez üssü olan bu bölgede ABD donanmasına açıkça meydan okuyan İran, boğazın kapatılma ihtimalini bir koz olarak masada tutmaya devam ediyor. Bu durum, sadece bölgesel bir savaşı değil, aynı zamanda küresel bir enerji krizini de tetikleyebilecek potansiyele sahip.
Diplomasi cephesinde ise uzlaşma ihtimali her geçen dakika zayıflıyor. ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’dan yaptığı son açıklamada, Tahran yönetimine karşı izlenecek tutumun sınırlarını sert bir dille çizdi. Trump, herhangi bir ateşkes veya diplomatik müzakere masasına oturmak için tek şartın “koşulsuz teslimiyet” olduğunu vurguladı. Bu ifade, Washington’ın bu süreçte sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda İran rejiminin siyasi yapısında köklü bir değişim hedeflediğinin en somut göstergesi olarak kabul ediliyor.
Savaşın yedinci gününde, İsrail’in teknolojik üstünlüğü ile ABD’nin lojistik gücü birleşirken; İran’ın asimetrik savaş yöntemleri ve bölgesel direnci süreci belirsiz bir noktaya taşıyor. 1332 kişinin yaşamını yitirdiği bu kanlı süreçte, uluslararası toplumun itidal çağrıları yankısız kalırken, Hürmüz Boğazı’ndaki askeri restleşmeler dünya ekonomisini de teyakkuz haline getirmiş durumda. Önümüzdeki günlerin, bölgenin haritasını ve küresel güç dengelerini yeniden şekillendireceği öngörülüyor.
Kaynak: Odakhaber










