Hamaney : “Trump Kendi Ülkesini Yönetsin, Vandallara Geçit Yok”
İran’da haftalardır süren ve 31 eyalete yayılarak rejimi tehdit eden protestolar karşısında beklenen açıklama en tepeden geldi. İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, uzun süren sessizliğini bozarak olayların arkasında “dış parmak” aradı. Protestocuları “Trump’ı memnun etmeye çalışan vandallar” olarak nitelendiren Hamaney, ABD Başkanı’na da meydan okuyarak, “Eğer çok yetenekliyse gitsin kendi ülkesini yönetsin” dedi. Bu sert çıkış, rejimin sokağa karşı “demir yumruk” stratejisine geçişinin ilanı olarak yorumlanıyor.
İran İslam Cumhuriyeti’nde sokaklar yanarken, gözler Kum ve Tahran’daki karar verici mekanizmaya, yani “Rehber” makamına çevrilmişti. Protestoların başladığı günden bu yana stratejik bir sessizlik koruyan Dini Lider Ali Hamaney, olayların devlet televizyonunda canlı yayınlanacak kadar büyümesinin ardından “son sözü” söylemek üzere sahneye çıktı.
Hamaney’in açıklamaları, beklendiği üzere “uzlaşmacı” değil, “suçlayıcı ve meydan okuyan” bir tonda gerçekleşti. Rejimin klasik refleksi olan “güvenlikleştirme” politikası, bu konuşma ile en üst perdeden devreye sokuldu.
“Halk Değil, Vandal”: Meşruiyet Savaşı
Hamaney’in konuşmasının merkezinde, protestocuları “halk” tanımından çıkarıp “kriminalize etme” çabası vardı. Göstericileri “bir grup vandal” olarak tanımlayan Dini Lider, şu ifadeleri kullandı:
“Bir grup vandal, ABD Başkanı Donald Trump’ı memnun etmek amacıyla Tahran ve diğer bölgelerde kendi kamu malını tahrip ediyor. Bankaları yakmak, otobüs duraklarını kırmak halkın talebi olamaz. Bu, düşmanın ekmeğine yağ sürmektir.”
Siyaset bilimciler, Hamaney’in “Vandal” (İsyancı/Yıkıcı) kelimesini seçmesini tesadüf bulmuyor. İran ceza hukukunda bu tanım, göstericilerin “Muharebe” (Allah’a ve devlete karşı savaş açmak) suçuyla yargılanmasının ve idam dahil en ağır cezaların önünü açan hukuki bir zemin oluşturuyor. Hamaney, bu söylemle güvenlik güçlerine “Vur” emrinin meşruiyetini sağlamış oldu.
Trump’a Doğrudan Mesaj: “Sen Kendi Evine Bak”
Açıklamanın en dikkat çeken kısmı, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik kişisel ve sert eleştirilerdi. Trump’ın Venezuela ve Grönland gibi konulardaki agresif dış politikasının ve İran’a yönelik “maksimum baskı” stratejisinin farkında olan Hamaney, topu Washington’a attı.
Hamaney, “Eğer gerçekten yetenekliyse, kendi ülkesini yönetmeyi denesin” diyerek, ABD’nin içindeki ekonomik ve toplumsal sorunlara (enflasyon, evsizlik krizi vb.) atıfta bulundu. Bu retorik, İran iç kamuoyuna şu mesajı veriyor: “Sizi kurtaracağını sandığınız Amerika, aslında kendi dertleriyle boğuşan başarısız bir yönetimdir. Onların vaatlerine kanmayın.”
“Kararlı Duruş” Ne Anlama Geliyor?
Hamaney, konuşmasında yönetimin ve güvenlik bürokrasisinin olaylara karşı “kararlı bir duruş” sergileyeceğini vurguladı. İran siyasi literatüründe “kararlı duruş”, genellikle Devrim Muhafızları (Pasdaran) ve Besic milislerinin tam kapasiteyle sokağa inmesi anlamına geliyor.
Bu açıklama, protestocuların Rıza Pehlevi’nin çağrısıyla “Cuma Gecesi” yapmayı planladığı büyük eylemler öncesinde bir “ültimatom” niteliği taşıyor. Rejim, Hamaney’in bu emriyle birlikte internet kesintilerini kalıcı hale getirebilir, kitlesel tutuklamaları başlatabilir ve sokak hakimiyetini sağlamak için ateşli silah kullanımını yaygınlaştırabilir.
İç Cepheyi Konsolide Etme Çabası
Hamaney, konuşmasının son bölümünde “İran halkının ulusal değerlerine sahip çıkması gerektiğini” belirterek, milliyetçi ve dindar tabanı konsolide etmeye çalıştı. Protestocuları “dış güçlerin piyonu” olarak etiketleyerek, sessiz kalan çoğunluğu (Gri Alanı) rejimin yanında saf tutmaya çağırdı.
Özellikle ABD ve İsrail’in protestolara verdiği desteği öne çıkararak, “Vatan elden gidiyor” korkusunu tetiklemeyi amaçlayan Hamaney, ekonomik krizden bunalan halkın öfkesini, “emperyalist saldırı” algısıyla soğutmayı hedefliyor.
Köprüler Atıldı
Ali Hamaney’in bu ilk ve sert açıklaması, İran’da uzlaşma kapısının tamamen kapandığını gösteriyor. Rejim, geri adım atmanın veya reform yapmanın bir “zayıflık” olarak algılanacağını ve bunun sonun başlangıcı olacağını düşünüyor.
Sokaktaki gençlerin “molla rejiminin fotoğraflarını yakarak” başlattığı sivil itaatsizlik ile Hamaney’in “Bunlar vandal” çıkışı arasındaki uçurum, İran’ı kaçınılmaz bir çatışmaya sürüklüyor. Hamaney’in çizdiği hatta göre; bundan sonra sokakta olan herkes, sadece bir protestocu değil, “Trump’ın askeri” muamelesi görecek. Bu da İran gecelerinin daha uzun ve daha kanlı geçeceğinin habercisi.











