Gazze Yönetimi 2025 Bilançosunu Açıkladı: Sonuçlar “Olağanüstü Derecede Ağır”
Orta Doğu’nun en derin kriz noktası olan Gazze Şeridi’nde, yerel yönetim 2025 yılının kapsamlı bir muhasebesini içeren stratejik bir rapor yayımladı. Bölgeyi fiziksel ve demografik olarak dönüştüren çatışmaların gölgesinde hazırlanan raporda, İsrail ordusunun yıl boyunca gerçekleştirdiği saldırıların sonuçları “olağanüstü derecede ağır” ve “tarihi bir yıkım” olarak nitelendirildi. Hükümet yetkilileri, sadece geçmişin enkazını raporlamakla kalmayıp, 2026 ve sonrası için bölgenin kaderini belirleyecek üç aşamalı bir yol haritası sundu.
Rapor, Gazze’nin mevcut durumunu “sürdürülemez” olarak tanımlarken, uluslararası toplumun önüne de acil eylem planı gerektiren somut bir fatura koyuyor.
2025 Yılı: Sistematik Yıkımın Anatomisi
Yayımlanan veriler, 2025 yılının Gazze tarihi için bir kırılma noktası olduğunu gözler önüne seriyor. Rapora göre, saldırılar sadece askeri hedeflerle sınırlı kalmadı; bölgenin eğitim, sağlık, enerji ve barınma altyapısı “onarılamaz” düzeyde hasar gördü. Yönetim, saldırıların yarattığı tahribatın, sadece binaların yıkılması değil, bir kentsel dokunun ve toplumsal hafızanın silinmesi anlamına geldiğini vurguladı.
Ekonomik verilerin de paylaşıldığı raporda, Gazze ekonomisinin 2025 yılında fiilen çöktüğü, işsizlik oranının yüzde 90’ları aştığı ve ticaret hacminin sıfıra indiği belirtildi. Bu tablo, hükümet tarafından “insani bir felaketin ötesinde, sistemsel bir yok oluş” olarak tanımlanıyor.
Geleceğin Üç Sütunu: Ateşkes, Yardım ve İnşa
Gazze yönetimi, 2026 yılı vizyonunu hayati önem taşıyan üç ana sütun üzerine inşa ediyor. Raporda, bu hedeflerin bir tercih değil, 2 milyondan fazla insanın hayatta kalması için bir zorunluluk olduğu vurgulanıyor:
1. Saldırıların Kesin Olarak Durdurulması: Strateji belgesinin ilk maddesi, “güvenlik” kavramını yeniden tanımlıyor. Hükümet, saldırıların devam ettiği bir ortamda yapılacak hiçbir yatırımın veya yardımın kalıcı olamayacağını belirtiyor. Bu nedenle, öncelikli hedefin geçici duraksamalar değil, saldırıların tamamen ve garantör ülkelerin gözetiminde durdurulması olduğu ifade ediliyor.
2. İnsani Durumda Acil Rehabilitasyon: İkinci sütun, saldırıların yarattığı açlık, susuzluk ve sağlık krizine odaklanıyor. Yönetim, halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması için sınır kapılarının koşulsuz açılmasını ve insani yardım koridorlarının uluslararası güvence altına alınmasını talep ediyor. Raporda, “İnsanlar açlıkla mücadele ederken, siyaset konuşmak anlamsızdır” mesajı veriliyor.
3. “Büyük Yeniden İnşa” Seferberliği: En kapsamlı ve maliyetli hedef ise Gazze’nin yeniden inşası. Yönetim, sadece konutların değil, kanalizasyon sistemlerinden elektrik santrallerine, okullardan hastanelere kadar tüm altyapının sıfırdan inşa edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu sürecin on yıllar alabileceği ve milyarlarca dolarlık bir bütçe gerektirdiği öngörülüyor.
Uluslararası Topluma Çağrı: “Söz Bitti, Eylem Zamanı”
Raporun diplomatik tonu da dikkat çekici. Gazze yönetimi, uluslararası kurumların ve Batılı devletlerin bugüne kadar sergilediği tutumu eleştirerek, artık kınama mesajlarının ötesine geçilmesi gerektiğini vurguladı.
Hükümet yetkilileri, yeniden inşa süreci için “Küresel Gazze Fonu” benzeri bir mekanizmanın kurulmasını öneriyor. Bu mekanizmanın, yardımların şeffaf ve hızlı bir şekilde projelere dönüşmesini sağlaması hedefleniyor. Ayrıca, enkazın kaldırılması ve patlamamış mühimmatın temizlenmesi için uluslararası uzman ekiplerin bölgeye davet edildiği belirtildi.
Diplomaside Makas Değişikliği: Yeni Stratejiler Şart
Raporun siyasi analiz bölümünde, bölgedeki barış sürecine dair önemli saptamalar yer alıyor. Hükümet, eski müzakere yöntemlerinin ve “statüko” anlayışının 2025 yılında tamamen iflas ettiğini savunuyor.
“Barış süreci, sadece çatışmasızlık hali değildir” ifadesinin kullanıldığı metinde, sürdürülebilir bir çözüm için yeni stratejilerin geliştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Gazze yönetimi, tüm tarafların (yerel aktörler, bölgesel güçler ve uluslararası toplum) katılımıyla, Gazze’nin siyasi ve ekonomik ablukasının kaldırılacağı, adil ve onurlu bir barış planının masaya yatırılması çağrısında bulunuyor.
Sonuç: Belirsizlik ve Umut Arasında Bir Yıl
2026’ya girerken Gazze, tarihindeki en zorlu sınavla karşı karşıya. Yönetimin açıkladığı bu yol haritası, bir “niyet beyanı” olmanın ötesinde, bölgenin varoluş mücadelesinin bir manifestosu niteliğinde.
Uzmanlar, bu hedeflerin gerçekleşmesinin, İsrail’in tutumuna, küresel güçlerin baskısına ve bölgesel dengelere bağlı olduğunu hatırlatıyor. Ancak kesin olan tek şey; Gazze’nin yeniden inşasının, sadece tuğla ve harçla değil, aynı zamanda siyasi irade ve küresel vicdanla mümkün olabileceğidir.











