Yargılamada “Sübut” ve “Vasıtasızlık” Tartışması: Feti Yıldız’dan Kritik Çıkış
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, hukuk dünyasında büyük yankı uyandıran bir açıklama yaptı. Şu günlerde kamuoyu, Ekrem İmamoğlu ile birlikte 106’sı tutuklu 402 sanığın yargılandığı İBB davasını dikkatle izliyor. Mart 2026 tarihinde duruşmalar devam ederken gelen bu değerlendirme, davanın geleceği için kritik bir anlam taşıyor. Çünkü Yıldız, ceza muhakemesinin temel sütunları olan delil, ispata ve sübut kavramlarını gündeme taşıdı. Üstelik bu açıklamalarla Türk hukuk sistemindeki uygulama kriterlerine sert bir ışık tuttu.
Hukukta Sübut Kavramı ve İspatın Gücü
Feti Yıldız, açıklamasının tam merkezine sübut kavramını yerleştirdi. Öncelikle belirtmek gerekir ki; ona göre bir iddianın sadece söylenmiş olması hukuki bir değer taşımaz. Aksine sübut, bir olgunun sağlam delillerle kesinlik kazanma sürecini temsil eder. Ceza davalarında bir sanığın suçluluğu netleşirse, mahkemenin kararı meşru bir zemine oturur. Bu nedenle Yıldız, Cumhuriyet savcılarının sunduğu delillerin güvenilirliğini her şeyin üstünde tutuyor. Sonuç olarak hakimin kanaati, ancak duruşmada tartışılan delillerle şekillenmelidir. Bu süreçte akıl ve bilim, yargı mensuplarına yol göstermelidir.

Tanık Beyanlarında “Vasıtasızlık” İlkesi
Açıklamanın en can alıcı noktası ise tanık beyanlarına yönelik eleştirilerdi. Yıldız, ceza yargılamasında vasıtasızlık ve sözlülük ilkelerini kararlılıkla savundu. Ancak mevcut uygulamalarda bazen tanığın eski ifadesini okuyup geçmekle yetiniyorlar. MHP kurmayı ise bu yöntemi açıkça usulsüz olarak nitelendiriyor. Çünkü kanun koyucu, yazılı tutanakların canlı tanık beyanı yerine geçmesini yasaklıyor. Özetle hakimin delille bizzat temas etmesi gerekir. Bu doğrudan temas, adil bir yargılamanın en temel şartıdır.
Zamanın Tanıklık Üzerindeki Etkisi ve Savunma Hakkı
Olay anı ile tanığın dinlendiği an arasındaki zaman dilimi kesinlikle uzamamalıdır. Feti Yıldız, zaman geçtikçe hafızada unutma veya çarpıtma gibi kusurların oluşacağını özellikle belirtti. Bundan dolayı hassas denge ancak mahkeme huzurundaki canlı iletişimle korunur. Tanığın duruşmada bizzat bulunması sadece hakimin kanaati için önemli değildir; aynı zamanda savunma makamı da doğrudan soru sorma hakkını bu sayede kullanır. Ayrıca Yıldız, müdafinin sadece hukuki yardımda bulunan bir süje olduğunu hatırlattı. Kısacası yargılamanın her aşamasında şeffaflık ve dürüstlük çağrısı yaptı.
İBB Davası ve Siyasi Yansımalar
Mart 2026 itibarıyla devam eden İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında yapılan bu hatırlatmalar geniş kitlelere ulaştı. Siyaset kulisleri, bu çıkışı yargılama usulüne dair ciddi bir uyarı olarak değerlendirdi. Hatta Feti Yıldız, “Her şeyin başı vicdan temizliğidir” diyerek sözlerine duygusal bir derinlik kattı. Bu ifadeler, davanın hukuk sistemi için büyük bir sınav olduğunu kanıtlıyor. Özellikle tanık ifadelerinin odağa yerleştiği bu süreçte usul tartışmaları daha da ısınacaktır. Vasıtasızlık ilkesine yapılan bu vurgu, ilerleyen duruşmaların seyrini tamamen değiştirebilir.











