Dünya gündemini yıllardır meşgul eden, hakkında yüzlerce belgesel çekilen ve sayısız komplo teorisine konu olan Jeffrey Epstein dosyasında, belki de en tartışmalı başlık bugün itibarıyla kapanıyor. 2019 yılında New York’taki hücresinde ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein’in, hayatta olduğuna dair iddialar, ortaya çıkan yeni ve çarpıcı fotoğraflarla kesin olarak çürütüldü.
Bugüne kadar “Epstein’ın hücresinden kaçırıldığı”, “yerine dublörünün konulduğu” veya “gizli bir adada yaşadığı” yönündeki şehir efsaneleri, sağlık ekiplerinin cansız bedene müdahale ettiği o kritik anların kareleriyle son buldu.
Sedyedeki Görüntüler Her Şeyi Değiştirdi
Kamuoyuyla paylaşılan yeni görseller, 10 Ağustos 2019 sabahına, Metropolitan Correctional Center (MCC) hapishanesinin revir bölümüne ışık tutuyor. Fotoğraflarda, acil tıp teknisyenlerinin ve hapishane sağlık personelinin, Epstein’ı hayata döndürmek için yoğun bir çaba sarf ettiği, entübasyon ve kalp masajı gibi prosedürlerin uygulandığı net bir şekilde görülüyor.
Daha önce sadece yazılı raporlarda yer alan “boyun bölgesindeki morluklar” ve “tıbbi müdahale izleri”, bu fotoğraflarla somut birer kanıta dönüştü. Uzmanlar, fotoğraflardaki detayların, otopsi raporundaki “asmaya bağlı intihar” bulgularıyla birebir örtüştüğünü belirtiyor.
Komplo Teorileri Tarihe Karışıyor
Epstein’ın ölümünün hemen ardından sosyal medyada yayılan “O fotoğraftaki kişi Epstein değil, kulak yapısı farklı” gibi iddialar, bu yeni yüksek çözünürlüklü karelerle boşa çıktı. Fotoğraflar, sedyedeki kişinin Jeffrey Epstein olduğunu tartışmaya yer bırakmayacak netlikte doğruluyor.
Özellikle QAnon ve benzeri gruplar tarafından yıllardır dillendirilen “Epstein ölmedi” tezi, bu somut deliller karşısında en büyük kalesini kaybetti. Görüntüler, olayın bir “kaçış planı” değil, trajik bir son olduğunu gözler önüne seriyor.
Trump’ın “Konuyu Kapatın” Çağrısıyla Zamanlama Manidar
Bu fotoğrafların sızdırılmasının zamanlaması ise oldukça dikkat çekici. Hatırlanacağı üzere, ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Epstein dosyasının artık ülkeye zarar verdiğini ve “Ölen öldü, konuyu kapatıp önümüze bakalım“ diyerek tartışmaların sonlandırılmasını istemişti.
Trump’ın bu çıkışının hemen ardından, Epstein’ın öldüğünü kesin kanıtlarla belgeleyen bu fotoğrafların piyasaya sürülmesi, Washington kulislerinde “Bilinçli bir sızdırma mı?” sorusunu akıllara getirdi. Analistler, bu hamlenin kamuoyunu ikna etmek ve dosyayı “komplo teorisi” boyutundan çıkarıp tamamen kapatmak için yapılmış stratejik bir adım olabileceğini değerlendiriyor.
Dosya “Fiziken” Kapandı, Ya Hukuken?
Bu fotoğraflar, Jeffrey Epstein’ın fiziksel varlığının sona erdiğini kanıtlasa da, kurduğu suç ağının hukuki boyutu hala tartışılmaya devam ediyor. Ancak görsellerin yayınlanması, kamuoyundaki “gizem” havasını dağıtarak, odağın “Epstein nerede?” sorusundan, “Suç ortakları kim?” sorusuna (veya Trump’ın istediği gibi tamamen başka konulara) kaymasını sağlayacak gibi görünüyor.
Sonuç olarak; 2019’dan beri süregelen “Epstein yaşıyor” efsanesi, sağlık ekiplerinin o soğuk ve gerçekçi müdahale fotoğraflarıyla birlikte resmen sona ermiş oldu. Artık dünya, bir hayaletin peşinde değil, geride bıraktığı karanlık mirasın gerçekleriyle yüzleşecek.








