USD46,32
%0.04
EURO54,02
%0.33
EURO/USD1,16
%0.05
BIST14.493,09
%0.32
Petrol79,34
%-0.15
GR. ALTIN6.450,96
%0.06
BTC0,000000
%0
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
  1. Haberler
  2. Genel
  3. Deşti Serhadyan ile Söyleşi: Edebiyat, Aşk ve Toplumsal Hafıza

Deşti Serhadyan ile Söyleşi: Edebiyat, Aşk ve Toplumsal Hafıza

featured
Google'da Abone Ol
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Deşti Serhadyan, edebiyatı yalnızca bir uğraş değil, yaşam ve ölüm arasındaki en keskin sınırda yapılan bir pazarlık olarak tanımlıyor. Ona göre, yazı “ölümsüzlükle yapılan gizli bir anlaşma”dır. Edebiyat, hem bireysel hafızayı hem de toplumsal yaraları görünür kılmanın en güçlü yolu olarak öne çıkıyor.

Aşkın İkili Doğası

Serhadyan, aşkı “bazen bir atom bombası kadar yıkıcı, bazen de beyaz toprak kadar dingin” sözleriyle tanımlıyor. Bu ifade, bireysel duygularla toplumsal deneyimlerin nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor. Aşkın hem yaratıcı hem de yıkıcı bir güç olduğunu vurgulayan yazar, bu ikili doğanın edebiyatındaki derin etkisini ortaya koyuyor.

Meyyam Figürü: Bireysel ve Toplumsal

Yazarın eserlerinde öne çıkan Meyyam karakteri, yalnızca bir aşk figürü değil; aynı zamanda şarap, acı ve toplumun kolektif yaralarını temsil eden bir metafor. Serhadyan, bireysel bir hikâyeyi toplumsal bir simgeye dönüştürerek edebiyatın yalnızca bireyin değil, bir halkın da hafızası olabileceğini hatırlatıyor.

 

Sokak Dili ve Şiir

Serhadyan’ın üslubunda dikkat çeken bir diğer özellik, sokak argosuyla şiirsel ifadeyi bir araya getirmesi. “Diyarbakır’ın dar sokakları da, Paris’in kafeleri de aynı satırda bir araya gelebilir,” diyor. Her kelimenin bir enstrüman gibi olduğunu belirten yazar, bu kelimelerin birlikte çaldıklarında insanın ruhunu ve yarasını ortaya çıkardığını ifade ediyor.

Mekânın Önemi

Söyleşide, mekânların Serhadyan’ın hayatındaki özel yerinden de bahsediliyor. Diyarbakır, Batman ve İstanbul, onun için sadece şehirler değil, aynı zamanda kimliğin ve belleğin aynaları. Özellikle 23 Mart tarihi, annesinin gözyaşıyla özdeşleşmiş bir kırılma anı olarak eserlerinde sık sık yankılanıyor. Bu durum, bireysel tarih ile toplumsal tarih arasındaki geçişleri daha da görünür kılıyor.

Edebiyatın Direniş Biçimi

Serhadyan, edebiyatı yalnızca kişisel bir ifade biçimi olarak görmüyor; aynı zamanda bir direniş alanı olarak değerlendiriyor. Unutmaya ve unutturulmaya karşı yazının kendisini bir savunma hattı olarak gördüğünü belirtiyor. Yazılarının “yarayı görünür kılmak ve iyileştirmek” amacı taşıdığını dile getiriyor.

Deşti Serhadyan’ın düşünceleri, edebiyatın derinliklerine inen ve bireysel ile toplumsal arasındaki bağları güçlendiren bir perspektif sunuyor. Aşkın karmaşıklığı, mekânların önemi ve edebiyatın direniş gücü, onun eserlerinde ve söylemlerinde belirgin bir şekilde kendini gösteriyor.

Haber : Hikmet AYDOĞAN

Deşti Serhadyan ile Söyleşi: Edebiyat, Aşk ve Toplumsal Hafıza

Tamamen Ücretsiz Olarak Gazetemize Abone Olabilirsiniz.

Yeni haberlerden anında haberdar olmak için e-posta aboneliğini hemen başlat.
KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.