Bilgi Eksikliği mi, Yönsüz lük mü?
Türkiye’nin dış politikası her zaman sıcak tartışmaların odağında olmuştur. Ancak son haftalarda yaşanan gelişmeler, sadece hükümeti değil, ana muhalefet partisi CHP’yi de mercek altına aldı. Özellikle Venezuela’daki gelişmeler ve CHP içinden gelen açıklamalar, partinin dış politika vizyonuyla ilgili önemli soru işaretleri doğurdu.
Tarihsel Gerçeklerin Çarpıtılması ve Bilgi Notundaki Hata
Merkezde yer alan isimlerden biri, deneyimli büyükelçi ve CHP’li Namık Tan. Tan’ın kaleme aldığı bir dış politika bilgi notunda Venezuela krizi değerlendirilirken kullanılan ifadeler, hem tarihsel hem de siyasi açıdan büyük tartışmalara yol açtı. Bilgi notunda, Hugo Chávez’in “askeri darbeyle iktidara geldiği” öne sürülüyor. Ancak bu iddia, en hafif tabirle tarihsel bir hatadır.
Hugo Chávez, askeri darbe ile değil, seçimle iktidara gelmiştir. 1992’de ordu mensubu bir subay olarak darbe girişiminde bulunduğu doğrudur; ancak bu girişim başarısız olmuştur. Hapis yattıktan sonra serbest kalmış, demokratik bir süreç içinde parti kurarak 1998’de seçimleri kazanmış ve Venezuela Devlet Başkanı olmuştur. Bu tarihsel gerçeklik, Venezuela’daki Bolivarcı süreci anlamak açısından kritik önemdedir. Ne yazık ki CHP’nin dış politika metninde bu gerçek çarpıtılmıştır.
Daha da ilginci, aynı metnin devamında Tan, sosyal medyada bu konudaki bilgi eksikliğinden ve Amerikan karşıtı hissiyatın sol çevrelerde hatalı yorumlara yol açtığından yakınıyor. Oysa burada bir “bilgi eksikliği”nden bahsedeceksek, en temel tarihsel veriyi yanlış aktaran bizzat hazırladığı rapordur.
Dış Politikada Savrulma ve Farklı Sesler
CHP’nin dış politikadaki bu savrulması yeni değil. Özgür Özel’in Avrupa temaslarında sergilediği “Bizi seçin” tavrı, Ekrem İmamoğlu’nun ABD destekli Venezuela muhalefetinin sözcüsü María Corina Machado’yu tebrik etmesi, İlhan Uzgel’in televizyonda ABD’nin saldırganlığı karşısında “taraf tutmak zorundayız” minvalindeki açıklamaları… Bunlar, CHP’nin dış politikada hâlâ net bir duruş sergileyemediğinin göstergeleridir.
İdeolojik Karmaşa ve Anti-Emperyalist Duruş
Öte yandan, Tan’ın bilgi notundaki şu satırlar da dikkat çekicidir:
“Demokratik devletler blokunun başındaki ABD’nin uluslararası hukuku hiçe sayarak böyle bir operasyon gerçekleştirmesi, demokratik dünyanın geleceği açısından da kaygı vericidir.”
Bu ifade, diplomatik bir kaygı gibi görünse de özünde bir çelişki barındırıyor. Hem müdahalenin “emperyalist” olduğu söyleniyor hem de ABD “demokratik dünyanın lideri” olarak tanımlanıyor. Bu durum, CHP’nin bir süredir içinde bulunduğu ideolojik karmaşayı açıkça göstermektedir. Anti-emperyalist geleneğin üzerine inşa edilen sol bir partide, emperyalizmin merkezlerinden biri olan bir ülkeye dair bu tür çelişkili değerlendirmeler, ciddi bir yönsüzlüğü yansıtmaktadır.
Bu tablo, yalnızca bir gaf ya da dil sürçmesi değil; CHP’nin uzun zamandır dış politikada net, ilkeli ve bağımsız bir çizgi geliştiremeyişinin sonucudur. “Batı’yla iyi geçinelim” refleksiyle “haklı olanın yanında olalım” ilkesi arasında sıkışıp kalan bir duruş söz konusu. Bu da partinin hem seçmeniyle hem de kendi geçmişiyle uyumlu bir dış politika çizgisi oluşturamamasına neden oluyor.
Bağımsız ve İlkeli Bir Politika İhtiyacı
Üstelik bu hatalı söylemler, AKP’nin dış politikadaki yanlışlarını eleştirirken muhalefetin inandırıcılığını da zedeliyor. Eğer CHP de aynı jeopolitik refleksleri tekrar ederse, bu durum halkın gözünde muhalefeti alternatif olmaktan uzaklaştırır.
Bugün Türkiye’nin gerçek anlamda bağımsız, ilkeli ve halktan yana bir dış politikaya ihtiyacı vardır. Bu politika; emperyalist müdahalelere karşı durmayı, halkların iradesine saygı göstermeyi ve uluslararası hukuku savunmayı gerektirir. Bunu sağlamak, sadece hükümetin değil, muhalefetin de sorumluluğudur.
CHP’nin derhal tarihsel bilgiye dayalı, net ve ilkeli bir dış politika çizgisi oluşturması gerekiyor. Namık Tan gibi deneyimli isimlerden hatalı tarih bilgileriyle dolu raporlar sunması değil, tarihsel gerçekliğe ve halkların iradesine dayalı politikalar üretmesi beklenir. Aksi takdirde dış politikada yaşanan bu kafa karışıklığı, partiyi hem kendi içinde hem de kamuoyunda zor durumda bırakmaya devam edecektir.
Bir dış politika raporundaki yanlış ifade, çok daha büyük bir problemi gözler önüne serdi: CHP’nin dış politikada net bir yönü yok. Bu sorun sadece kişisel bir gaf değil, bir parti çizgisi problemidir. Eğer muhalefet gerçekten iktidar alternatifi olmak istiyorsa, emperyalizme karşı tutarlı, bağımsız ve ilkeli bir dış politika çizgisini kararlılıkla benimsemelidir.











