Ortadoğu’da diplomatik krizler ve sahadaki çatışmalar eş zamanlı olarak tırmanıyor. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin, Amerikalı muhafazakar gazeteci Tucker Carlson’a verdiği röportaj, İsrail’in bölgedeki nihai hedeflerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Huckabee’nin teolojik gerekçelere dayandırdığı harita iddiaları ve sivil ölümlerine getirdiği akılalmaz savunma, uluslararası toplumda büyük infial yarattı.
“Nil’den Fırat’a” İddiası ve Hedefteki Türkiye Sınırları
Röportajın en tehlikeli kırılma noktası, İsrail’in “vadedilmiş topraklar” (Arz-ı Mevud) haritasının gündeme gelmesiydi. Carlson’ın, bu hedefin Ortadoğu’nun tamamını almak anlamına geldiğini hatırlatması üzerine Büyükelçi Huckabee, diplomatik teamülleri yerle bir eden şu ifadeleri kullandı:
“İncil’e göre bu, Yahudi halkına sonsuza dek mülk olarak verilen vaat edilmiş topraklardır. Nil Nehri’nden Fırat Nehri’ne uzanan bölgede İsrail’in Tevrat’a dayalı hakkı var. Eğer İsrail bu toprakların tamamı üzerinde egemenlik kurarsa, hepsini almaları sorun olmaz; çünkü Tanrı onu onlara verdi.”
Huckabee’nin savunduğu ve Fırat Nehri’ne kadar uzanan bu harita safsatası; jeopolitik olarak Suriye, Irak ve Lübnan’ın yanı sıra, Türkiye Cumhuriyeti’nin Güneydoğu Anadolu bölgesindeki topraklarını da doğrudan “hedef alan” teolojik bir yayılmacılık projesini temsil ediyor.











