USD46,11
%0.02
EURO53,15
%-0.94
EURO/USD1,15
%-0.76
BIST13.694,19
%-1.28
Petrol92,89
%-2.25
GR. ALTIN6.409,16
%-3.23
BTC2.822.831,99
%-2.44
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
  1. Haberler
  2. Genel
  3. 12 Eylül Karanlığında Bir Direniş Sayfası: 6 Haziran 1981

12 Eylül Karanlığında Bir Direniş Sayfası: 6 Haziran 1981

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

6 HAZİRAN 1981: ATİLLA ERMUTLU, TAMER ARDA, ERCAN YURTBİLİR, DOĞAN ÖZZÜMRÜT…

Haziran isyandır; 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi, 1 Haziran 1971 Hüseyin Cevahir yoldaşın direnişi ve 6 Haziran 1981 Devrimci Kurtuluşçuların direnişidir. Ve Haziran, büyük Gezi İsyanı’dır!..

Atilla, Tamer, Ercan ve Doğan; Haziran ayını isyan ve direniş ayı yapan kahramanların dördüydü. Onlar, öncü ve kurucu devrimci sosyalistlerdi. 12 Eylül faşizminin karanlığına ve ihanete devrimci direnişle karşılık verdiler. Öldüler ama yenilmediler! Onların direnişçi, devrimci ruhu ve pratiğinin ışığı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor!

EMEK VE ÖZGÜRLÜK CEPHESİ HAZİRAN İSYANDIR

ERCAN YURTBİLİR

Ercan, 1961 yılında küçük esnaf bir ailenin çocuğu olarak İstanbul Kocamustafapaşa’da doğdu. Devrimci mücadeleye Şehremini Lisesinde okuduğu yıllarda, genç bir Marksist Leninist Silahlı Propaganda Birliği (MLSPB) sempatizanı olarak katıldı. MLSPB’nin bölgedeki ve okuldaki çalışmalarında aktif yer aldı. Kocamustafapaşa’nın yanı sıra Kanarya semtinde ve Atatürk Öğrenci Sitesinde faşistlerle yaşanan çatışmalarda ön saflarda bulundu.

Ercan Yurtbilir, 1977 yılı sonlarında çalıştığı birimdeki arkadaşlarıyla birlikte bir banka hasılatının kamulaştırılması eylemini gerçekleştirirken, polisle çıkan silahlı çatışma sonucunda yakalanarak gözaltına alındı ve ardından tutuklanıp cezaevine konuldu. İlk olarak kaldığı Sağmalcılar Cezaevinde yoldaşları ve diğer devrimcilerle birlikte iki cezaevi isyanına katıldı. Bu isyanların ardından yoldaşlarıyla birlikte önce Samsun Cezaevine, buradaki çeşitli cezaevi eylemleri nedeniyle de Adapazarı Cezaevine sürgün edildi.

En son kaldığı Niğde Cezaevinden, devrimci mücadeleye daha aktif katılabilmek amacıyla 1979 yılı başlarında firar etti. Firar eyleminin ardından, önemli deneyimler kazanmış bir devrimci olarak örgütünün sıcak mücadele hattındaki yerini yeniden aldı. Örgütü tarafından Gaziosmanpaşa, Alibeyköy, Topkapı ve Pazariçi gibi semtlerde faaliyet gösteren bir birimde görevlendirildi.

MLSPB’nin aday üyelerinden olan Ercan Yurtbilir, örgütünün organize ettiği çok sayıda politik-askeri eylemde görev aldı. Yoldaşlarıyla birlikte Maltepe’deki hücre evinde barınan Ercan; hayat dolu, genç, dinamik ve kararlı bir militandı. Özellikle 12 Eylül askeri faşist cuntasından sonra kaçkınlığın ve yılgınlığın kol gezdiği o zorlu ortamda, daha büyük işler başaracağına inanıyor, coşkuyla mücadele ediyordu.

Fakat hain bir tuzak, diğer yoldaşları gibi onu da en verimli çağında yakaladı. Hain Şemsi Özkan’ın siyasi polisle iş birliği yaparak kaldıkları evi ihbar etmesi üzerine, 5 Haziran’ı 6 Haziran’a bağlayan gece ev abluka altına alındı. Siyasi polisin “Teslim olun!” çağrılarına hiç tereddüt etmeden silahıyla karşılık verdi. Yoldaşlarıyla birlikte MLSPB sloganlarını ve devrim marşlarını haykırdı. Ercan, 6 Haziran şafağı sökmeden hemen önce, yoldaşı Doğan ile birlikte devrim bayrağını yükseklerde tutarak, onurunu koruyarak ve devrim savaşçılarına yakışır bir duruş sergileyerek ölümsüzleşti.

DOĞAN ÖZZÜMRÜT

1957 yılında İzmir’de emekçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Doğan, devrimci mücadeleye lise yıllarında katıldı. İstanbul Vefa Lisesinde okurken, İstanbul Devrimci Öğrenci Derneği (İDÖD) çatısı altında MLSPB sempatizanı olarak mücadeleye atıldı. Bu dönemde devrimci gençliğin okul işgalleri, mitingler, yürüyüşler ve yurtlarda süren eylemler gibi tüm faaliyetlerinde aktif yer aldı. MLSPB’nin aktif sempatizan birimlerinde mücadele yürüten Doğan, 1977 yılında Diyarbakır Diş Hekimliği Fakültesini kazanması üzerine devrimci çalışmalarını Diyarbakır’a taşıdı. Bir yandan öğrenci gençliğin mücadelesine aktif katılırken, diğer yandan yerel halkla ilişkiler geliştirip örgütlenme çalışmaları yürüttü. 1977 yılında polisin düzenlediği bir operasyonda gözaltına alınarak tutuklandı ve bir süre cezaevinde yattı. Tahliye olduktan sonra, deneyimi artmış ve kararlılığı daha da bilenmiş olarak mücadelesine devam etti.

Aynı yıl Doğan, bölgede görev yapan anti-devrimci bir jandarma komutanının cezalandırılması eylemi sırasında, eylem henüz başarıya ulaşamadan silahıyla birlikte yeniden yakalandı. Diyarbakır MİT binasında sorgulanan Doğan, eylem ve örgütü hakkında bilgi vermeyi reddederek İstanbul’dan yeni geldiğini iddia etti. Bunun üzerine uçakla İstanbul’a getirildi. Emniyetteki sorgusunda ağır işkencelere maruz kalmasına rağmen devrimci direniş tavrından asla taviz vermedi.

1978 yılında örgütü tarafından görevlendirilmek üzere İstanbul’a çağrıldı. Profesyonel çalışma düzeyine geçirilen Doğan, 1979 yılından itibaren MLSPB hücrelerinde görev aldı. Tamer Arda ile İstanbul’da aynı hücrelerde ve bölgelerde devrimci çalışmalar yürüttü; çalıştığı hücreye bağlı alt bölge çalışmalarının sorumluluğunu üstlendi.

MLSPB’nin ileri kadrolarından biri olan Doğan, örgütün planladığı birçok gerilla eyleminde görev aldı. 12 Eylül askeri faşist cuntasından sonra silahlı mücadeleyi yükseltmek ve alınan darbelerin yaralarını sarmak için yoğun çaba harcayan kadroların başında geliyordu. Siyasi polisle iş birliği yapan hain Şemsi Özkan’ın hücre evini ihbar etmesi sonucu, 5 Haziran’ı 6 Haziran’a bağlayan gece kaldıkları ev çembere alındı.

Yoldaşlarıyla birlikte, siyasi polisin “Teslim olun!” çağrılarına, “Ya Özgür Vatan Ya Ölüm”, “Kurtuluşa Kadar Savaş” sloganlarıyla ve “Devrim yolunun sarp yamaçlarında ilerliyor gerillalar” marşını söyleyerek, silahlarıyla karşılık verdiler. 1971’de Maltepe’de önder yoldaşları Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir’in ellerinde dalgalanan devrim bayrağı, bu kez yine Maltepe’de Doğanların ellerinde yükseldi. Çatışmalar, 6 Haziran 1981 şafağı sökerken iki kararlı militanın yaşamını yitirmesiyle son buldu. Doğan Özzümrüt ve yoldaşı Ercan Yurtbilir, devrimin onurunu koruyarak ölümsüzleştiler.

TAMER ARDA

1959 doğumlu olan Tamer Arda, İstanbul’un Bakırköy ilçesinde işçi bir anne ve babanın çocuğu olarak doğdu. Aynı ilçede başladığı ortaokul eğitimini çeşitli nedenlerle yarıda bıraktı. Tamer’in devrimci düşüncelerle tanışması çok genç yaşlarda gerçekleşti. 1974 yılından itibaren devrimci çevrelerin içine girdi. Arda’nın devrimci düşüncelerle tanıştığı bu yıllar, aynı zamanda örgütü MLSPB’nin de oluşum dönemiydi. Tamer, daha sonra MLSPB saflarında yer alacak genç kuşak devrimcilerin faaliyetlerine ilk andan itibaren genç bir savaşçı olarak katıldı. Çok genç yaşta çeşitli fabrikalarda ve iş yerlerinde işçi olarak çalıştı. Bu süreçte hem işçi sınıfının sorunlarına yakından tanıklık etti hem de işçilerle güçlü bağlar kurarak edindiği bilinçle örgütlenme faaliyetleri yürüttü.

1975 yılı, THKP-C düşünceleri doğrultusunda MLSPB’nin kurulduğu yıldır. THKP-C çizgisiyle hareket eden çevre içinde mücadeleye adım atan Tamer, bu gelişiminin doğal bir sonucu olarak kurulan MLSPB’nin ilk üyeleri arasında yer aldı ve örgütün gerçekleştirdiği birçok silahlı eylemde aktif olarak bulundu.

1975 yılında silahıyla birlikte yakalanan Tamer Arda, emniyetteki sorgusunun ardından tutuklandı. Sorguda örgüt ilişkilerini reddettiği için yalnızca silah bulundurmaktan suçlu bulunarak Sağmalcılar Cezaevinde kısa bir süre yattıktan sonra serbest bırakıldı. Serbest kalır kalmaz yeniden örgütünün mücadelesine katıldı. Aynı yıl içerisinde bir lisenin önünde bildiri dağıtırken silahlı olarak tekrar yakalandı.

1977 yılında Tamer Arda, örgütünün askeri eğitim amacıyla Lübnan’da düzenlediği kampta eğitim görerek ülkeye döndü. Aynı yıl, düzenlenen bir baskın sonucu yoldaşlarıyla birlikte bir örgüt evinde siyasi polisin eline düştü. Siyasi Şube ve MİT’in özel sorgu merkezlerinde dönemin en ağır işkencelerine maruz kaldı. Diğer yoldaşları gibi, aynı evde kaldığı kişileri bile tanımadığını ve hiçbir örgütle ilişkisinin olmadığını savunarak siyasi polisi çılgına çevirdi. Sonuçta yeniden tutuklandı. Genç yaşta yoğun bir mücadele ve büyük sorumluluklar üstlenen Tamer; Sağmalcılar, Sinop, Sakarya ve Akhisar cezaevlerinde bir yılı aşkın süre hapis yattı.

1978 yılında tahliye olduktan sonra vakit kaybetmeden sıcak mücadelenin içindeki yerini aldı ve MLSPB’nin gerçekleştirdiği birçok askeri harekâtı yönetti ya da yer aldı. Kuruluşundan itibaren MLSPB hücrelerinde profesyonel faaliyet yürüten Arda, bu süreçte İstanbul’un pek çok bölgesinde sorumluluklar üstlendi. Zeytinburnu, Kazlıçeşme, Kocamustafapaşa, Beşyüzevler, Rami ve Gaziosmanpaşa gibi semtlerde hücre elemanlığı, hücre sorumluluğu ve bu hücrelere bağlı alt bölge çalışmalarının koordinatörlüğü gibi görevleri başarıyla yerine getirdi.

Tamer Arda, özellikle 1979 yılından sonra yeni bir sıçrama yapan MLSPB politik-askeri eylemlerinde çok önemli roller oynadı. 12 Eylül askeri faşist cuntasının yönetime el koymasının ardından ise daha büyük sorumluluklarla karşı karşıya kaldı. Örgütünün aldığı darbelerden sonra toparlanması ve mücadelesini sürdürmesi için büyük bir kararlılık ve fedakarlıkla çalıştı. Geçici Merkez Komitesi’ne bağlı olarak, örgütün ülke çapındaki faaliyet bölgelerinde çalışmaların yürütülmesi ve örgütsel ilişkilerin düzenlenmesinde aktif görev aldı; İstanbul bölgesindeki organizasyonun temel direklerinden biri oldu. Cunta sonrasında gerçekleştirilen birçok eylemin planlamasında, organizasyonunda ve eylem kadrosunda yer aldı.

12 Eylül askeri faşist cuntasına karşı MLSPB’nin aldığı eylem kararlarından biri de İsrail Başkonsolosu’nun cezalandırılması eylemiydi. Tamer de bu eylemde görevli öncü kadrolardan biriydi. Eylemin son hazırlıklarını gözden geçirmek üzere yoldaşlarıyla buluşma yerine giderken, daha önce yakalanan ve siyasi polisle iş birliği yapan hain Şemsi Özkan’ın ihbarı üzerine Sefaköy Meydanı’nın altındaki sokakta pusuya düşürüldü. Emniyet 1. Şube polislerince yaralı olarak ele geçirildi. Yaralı halde yerde yatarken, Amerikan kimliği de taşıyan dönemin Emniyet Müdürü Şükrü Balcı tarafından üzerine çok sayıda kurşun sıkılarak katledildi. 6 Haziran 1981 sabahı saat 08.00 sularında katledilen Arda’nın bedeninde kırk civarında kurşun tespit edildi.

Tamer, sosyalizme ve THKP-C çizgisine derin bir inançla bağlı olmasının yanı sıra, usta bir askeri komutan, kararlı, gözü pek ve yiğit bir militandı. Bu yüzdendir ki oligarşinin sözcüleri ve burjuva basını bile onu “son yılların en büyük şehir gerillası” olarak nitelendiriyordu.

METE  ATİLLA ERMUTLU

1952 yılında Kars’ta varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğan Atilla, devrimci mücadeleyle lise yıllarında tanıştı. Devrimci mücadeleye THKP-C sempatizanı olarak adım atan Atilla, 1971’den sonra üniversite eğitimi için geldiği İstanbul’da devrimci çevrelerle bağlarını güçlendirdi. 1973 sonrası yeniden yükselen gençlik hareketleri içinde yer alan Atilla, özellikle 1975’li yıllarda okuduğu MMYO (Mühendislik Mimarlık Yüksek Okulu) içerisinde militan bir mücadele yürüttü ve bu mücadeleye önderlik eden isimlerden biri oldu. Öğrenci gençliğin kitlesel eylemlerinden faşistlerle girilen silahlı çatışmalara ve örgütlenme faaliyetlerine kadar çok yönlü bir pratik sergiledi.

1975 yılında, mücadelenin sadece bir öğrenci hareketi çerçevesine sıkıştırılamayacağına ve daha kapsamlı yürütülmesi gerektiğine inanarak çevresindeki devrimcilerle birlikte farklı bir faaliyete yöneldi. Mücadeleyi daha bilinçli kılabilmek adına, bağ kurdukları devrimcilerle hücre/birim şeklinde örgütlenmelere gittiler. THKP-C çizgisine olan ideolojik inancı ve pratik deneyimleri, onu bu çizgiye uygun bir örgütlü yapının kurulması çabasına sevk etti. Bu dönem, aynı zamanda MLSPB’nin bağımsız bir örgüt olarak tarih sahnesine çıktığı dönemdi. Atilla, kuruluşundan kısa bir süre sonra tüm imkanlarıyla MLSPB’nin yürüttüğü savaşa bağlandı.

Atilla Ermutlu, özellikle 1977 yılından itibaren MLSPB mekanizmaları içerisinde çok kritik ve üst düzey sorumluluklar üstlendi. Örgütün kendisine verdiği görevleri büyük bir fedakarlıkla yerine getirerek her türlü politik-askeri eylemin içinde yer aldı. MLSPB’nin yurt dışı imkanlarıyla askeri eğitimden geçen Atilla, örgütün özellikle 1979’dan itibaren boyutlandırarak hayata geçirdiği gerilla eylemlerinde komuta kademesinde bulundu.

MLSPB Genel Komite üyeliği, örgüt konferanslarının organize edilmesi sorumluluğu, çeşitli bölge sorumlulukları ve MLSPB’nin İstanbul dışındaki çalışmalarının koordinasyonu gibi çok yönlü ve ağır görevler yürüttü.

MLSPB’nin 1980 Ocak ayında aldığı ağır darbenin ardından, örgütte birinci dereceden sorumluluk alan lider kadrolar arasında yer alarak mücadelenin sürdürülmesi ve toparlanması için olağanüstü bir çaba gösterdi. 12 Eylül askeri faşist cuntasının iş başına gelmesinden sonra —Türkiye devrimci hareketinin ağır darbeler yediği, mücadeleden kaçışın ve mülteciliğin kol gezdiği o moral bozucu ortamda— mücadeleye daha büyük bir inanç ve kararlılıkla sarıldı. Cuntaya karşı silahlı mücadelenin yükseltilmesi için, düşmanın her yerde peşinde olmasına aldırmadan büyük bir enerjiyle çalıştı. Cuntaya karşı gerçekleştirilen birçok MLSPB eylemini ya bizzat organize etti ya da doğrudan içinde yer aldı.

Atilla Ermutlu, 12 Eylül sonrası yapılan örgüt içi düzenlemelerde Geçici Merkez Komitesi üyeliğine getirilmişti. Atilla Ermutlu ve yoldaşları önderliğindeki MLSPB, cuntaya darbe vurmak amacıyla bir dizi gerilla eylemi planlamıştı. Bunlardan biri de İsrail’in İstanbul Başkonsolosu’nun cezalandırılmasıydı. Eylem son aşamasına gelmişti ve gerilla grubunun son hazırlıkları gözden geçirmek üzere İstanbul Sefaköy’de buluşması gerekiyordu. Atilla da bu eylemin liderlerindendi.

5 Haziran günü yakalandıktan sonra siyasi polisle iş birliğine giren hain Şemsi Özkan’ın buluşma yerini polise bildirmesi üzerine polis bölgede pusu kurdu. 6 Haziran 1981 günü kendi kullandığı araçla buluşma noktasına giden Atilla, ehliyet kontrolü bahanesiyle etrafı sarılarak, sol şakağından sıkılan kurşunla sabah saat 08.00 sularında şehit edildi.

Atilla; MLSPB’nin en deneyimli, şehir gerillası mücadelesinde uzmanlaşmış yetkin liderlerindendi. Yaratıcı bir kişiliğe sahip, en zorlu günlerin devrimcisiydi; inancın, kararlılığın ve özverinin simgesiydi. O, MLSPB’nin anti-emperyalist ve anti-oligarşik mücadelesinde, sosyalizmin zaferinde ve sınıfsız topluma yürüyüşte her zaman yaşayacak.

12 Eylül Karanlığında Bir Direniş Sayfası: 6 Haziran 1981
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Gazetemize Abone Olabilirsiniz.

Yeni haberlerden anında haberdar olmak için e-posta aboneliğini hemen başlat.

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.