Sarp Dağların İsyankâr Kalemi ve Silahı: Kadir Manga’nın Dinmeyen Rüzgârı
ERZURUM / 1971 — Bazı hayatlar vardır ki, sakin bir nehir gibi akmak yerine, bentleri yıkan bir çağlayan olmayı seçer. 1947 yılında Konya’nın Akşehir’inde doğan, ilk gençlik adımlarını İzmir’in rüzgârlı sokaklarında atan Kadir Manga, işte o dinmeyen çağlayanlardan biriydi. Üniversite sıralarında başlayan adanmışlık hikâyesi, 31 Mayıs 1971’de Nurhak Dağları’nın eteklerinde, bir jandarma kuşatmasında Sinan Cemgil ve Alparslan Özdoğan ile birlikte ölümsüzlüğe kanat çırparak son buldu.
İşte taşra bozkırından dağ doruklarına uzanan adanmış bir ömrün anatomisi…
Bozkırda Çakan Kıvılcım: Erzurum Yılları
1967 yılı, Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü için sıradan bir akademik yıl olabilirdi; eğer o kapıdan içeri Kadir Manga girmeseydi. Edebiyatın estetiğini, hayatın ve sokağın gerçekliğiyle harmanlamak isteyen Manga, Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun (FKF) Erzurum Sekreterliği’nin kurulmasında kilit taşlarından biri oldu. O, sadece kelimelerin değil, eylemin de işçisiydi.
“Fikir, eyleme dökülmediği sürece zihnin parmaklıkları arkasında mahkûmdur.”
1968’in uyanan baharında, Tortum’da düzenlenen “Uyanış Mitingi”nin tertip komitesinde o vardı. Aynı yılın Nisan ayında ise Süleyman Demirel Hükümeti’nin 1961 Anayasası’na müdahale girişimlerine karşı Diyarbakır’dan yükselen çığlığa ses oldu. Erzurum FKF adına iki yoldaşıyla katıldığı “Hürriyet Mitingi”, onun ezilenlerin coğrafyasıyla kurduğu ilk büyük köprüydü. Defalarca linç girişimlerinden sıyrıldı, tehditlere meydan okudu; çünkü inanç, korkudan her zaman daha güçlüydü.
Ortadoğu’nun Çöllerinden Cezaevi Hücrelerine
1969 yılına gelindiğinde Kadir Manga, artık bölgesel bir figür olmaktan çıkmış, Yusuf Küpeli’nin Genel Başkan seçildiği FKF Olağan Kongresi’nde Genel Yönetim Kurulu üyeliğine getirilmişti. Ancak onun pusulası her zaman en zorlu coğrafyaları gösteriyordu. Hüseyin İnan’ın çağrısıyla yüzünü Ortadoğu’ya, Filistin halkının özgürlük mücadelesine çevirdi. El Fetih kamplarında, çöl güneşinin altında askeri ve teorik eğitim gördü.
“Sınırlar, haritaları çizenler içindir; devrimcilerin vatanı ise nerede bir zulüm varsa orasıdır.”
1970’in Şubat ayında, Filistin dönüşü 11 yoldaşıyla birlikte Diyarbakır’da yakalandığında, arkasında sarsılmaz bir örgütçülük mirası bırakmıştı. 8 ay boyunca Diyarbakır Cezaevi’nin taş duvarları arasında hapsedilmek istendi. Ancak ne demir parmaklıklar ne de hücre soğuğu onun içindeki ateşi söndürmeye yetmedi. Tahliye olduğu gün, yarım kalan kavga kaldığı yerden devam edecekti.
Dağların Çağrısı ve Nurhak’ta Ölümsüzlük
1971 yılının şubat ayı, Kadir Manga için yeni bir dönüm noktasıydı. Şehirlerin dar gelen çemberinden sıyrılıp, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun (THKO) kır örgütlenmesine katılmak üzere dağlara çıktı. Tarih 12 Mart 1971’i gösterip, askeri postallar siyaseti çiğnediği o karanlık muhtıra gününde, Kadir Manga çoktan kentleri terk etmiş, sarp dağların rüzgârıyla kuşanmıştı.
“Zulmün tankı, postal sesi varsa; mazlumun da geçit vermez dağları vardır.”
Ve Mayıs ayının o son günü… 31 Mayıs 1971. Malatya’nın Gölbaşı ilçesine bağlı İnekli Köyü yakınları. Etraflarını saran jandarma çemberinin ortasında, teslimiyeti bir an bile düşünmeyen üç yürek: Sinan Cemgil, Alparslan Özdoğan ve Kadir Manga. Silah sesleri Nurhak Dağları’nda yankılanırken, onlar toprağa düşen birer tohum gibi ölümsüzlüğe yürüdüler.
Kadir Manga, Akşehir’in bağrından kopup gelen o edebiyat öğrencisi, ardında teslim olmamış bir irade ve dağ rüzgârlarıyla anlatılacak bir destan bırakarak aramızdan ayrıldı. Sesi hâlâ Nurhak’ın yamaçlarında saklı…
Sinan Cemgil, Alparslan Özdoğan ve Kadir Manga’yı saygıyla anıyoruz.












