Sevda Karaca ve Doruk Madencilik İşçilerinin Hak Arayışı
Ankara’nın kalbinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde yükselen hak arayışı, geçtiğimiz günlerde güvenlik güçlerinin yoğun engellemeleriyle yeni bir boyuta taşındı. Ödenmeyen ücretleri ve birikmiş tazminatları için kararlı bir mücadele başlatan Doruk Madencilik işçileri, taleplerini duyurmak adına başlattıkları eylemi polis ablukası altında sürdürüyor. İşçilerin sesine ses katmak ve yaşadıkları mağduriyeti yerinde incelemek isteyen Emek Partisi (EMEP) Milletvekili Sevda Karaca, eylem alanına gitmek istediğinde ise beklemediği bir barikatla karşılaştı.
Milletvekili Sevda Karaca, beraberindeki basın mensuplarıyla birlikte işçilerin bulunduğu alana girmek istediğinde kolluk kuvvetleri tarafından durduruldu. Halkın oylarıyla seçilmiş bir temsilcinin, anayasal bir hak olan barışçıl eylem alanına girişinin engellenmesi, bölgedeki tansiyonu bir hayli yükseltti. Karaca, bu engelleme karşısında geri adım atmayarak, işçilerin etrafındaki çemberin kaldırılmasını ve halkın haber alma özgürlüğünün kısıtlanmamasını talep etti.
“Bu Talimatı Kimden Aldınız?”
Engelleme sırasında emniyet güçlerine yönelik sert eleştirilerde bulunan Karaca, özellikle basının görüntü almasının engellenmesine vurgu yaptı. İşçilerin adeta bir abluka içine hapsedildiğini belirten Karaca, güvenlik güçlerine hitaben, “Bu talimatı kimden aldınız?” sorusunu yönelterek yasal dayanağı sorguladı. Bir milletvekilinin ve gazetecilerin çalışma hürriyetinin kısıtlanması, demokratik teamüller açısından ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi.
Doruk Madencilik çalışanları, sadece alın terlerinin karşılığını almak istediklerini dile getirirken; dışarıda ise bu sese ulaşmaya çalışanların önündeki barikatlar, eylemin kamuoyuna yansımasını zorlaştırdı. Buna rağmen, Karaca’nın kararlı duruşu ve işçilerin bakanlık önündeki sarsılmaz iradesi, sosyal haklar mücadelesinin ne denli zorlu şartlarda yürütüldüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Hak Arayışında Haber Alma Özgürlüğü
Eylem alanındaki karmaşa ve kısıtlamalar, sadece işçi haklarını değil, aynı zamanda basın özgürlüğünü de doğrudan etkiledi. Gazetecilerin görüntü almasının engellenmesi, Sevda Karaca tarafından demokratik bir ayıp olarak nitelendirildi. Karaca, işçilerin taleplerinin görünmez kılınmaya çalışıldığını ifade ederek, adaletin yerini bulması için hem meclis çatısı altında hem de sokakta mücadelenin devam edeceğinin altını çizdi.
Özetle 2026 yılına girdiğimiz şu günlerde, çalışma hayatındaki sorunlar ve bu sorunlara karşı geliştirilen refleksler toplumsal gündemin merkezinde yer almaya devam ediyor. Eskişehir kökenli işletmelerde yaşanan bu krizin başkente taşınması, enerji ve maden sektöründeki kronikleşmiş yapısal sorunların bir yansıması olarak görülüyor. Sevda Karaca ve maden işçilerinin gösterdiği bu direnç, önümüzdeki günlerde çalışma yasaları ve demokratik haklar konusundaki tartışmaları daha da alevlendirecek gibi görünüyor.“










