USD45,38
%0.05
EURO53,41
%-0.24
EURO/USD1,18
%-0.25
BIST15.062,65
%0
Petrol105,28
%3.94
GR. ALTIN6.800,18
%-1.1
BTC3.670.081,10
%0.32
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
  1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Aynadaki Düşman: Obezite, Ego ve Yalnızlık Savaşları

Aynadaki Düşman: Obezite, Ego ve Yalnızlık Savaşları

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Obezitenin Görünmeyen Yüzü: Beden ve Zihin Arasındaki Çatışma

Obezite, modern çağda sadece fiziksel bir sağlık sorunu değildir. Özellikle beden ve zihin arasındaki sıkı bağ, bu durumu karmaşık bir ruhsal meseleye dönüştürür. Fazla kilolar, bireyin aynayla olan barışçıl ilişkisini hızla bozar. Buna ek olarak toplumun dayattığı estetik standartlar, kişinin öz saygı mekanizmalarını doğrudan sarsar. Birey, dış dünyadan gelen alaycı bakışlardan kaçmaya çalışır. Ancak bu kaçış, onu zihninde inşa ettiği yargılayıcı bir hapishaneye kapatır. Sonuç olarak düşük öz güven, yaşam kalitesini her geçen gün biraz daha aşağı çeker. Rahmetli babam  derdi, şişmanlık biraz da çok yemek kadar gamsızlıktan olur.

Aynı zamanda insan zihni, kabul görme arzusu ile ego odaklı beklentiler arasında sıkışır. Obeziteyle mücadele eden kişi, standartlara uymadığı her an yetersizlik hisseder. Hatta bu süreçte gelişen bencillik paradoksu, kişiyi sadece kendi acısına odaklar. Ego, aldığı yaraları gizlemek adına dış dünyaya karşı sert bir savunma duvarı örer. Fakat bu duvar sadece eleştirileri engellemekle kalmaz. Aksine sağlıklı sosyal bağları da tamamen koparır. Böylece kişi, kendini korumaya çalışırken derin bir sosyal izolasyon içine sürüklenir.

Dahası ruhsal açıdan obezite, depresyon ve anksiyete ile sarmal bir ilişki kurar. Fiziksel ağırlık arttıkça ruhun taşıdığı yük de kaçınılmaz olarak ağırlaşır. Öyle ki birey, bu içsel acıyı dindirmek için “duygusal yeme” eylemine sığınır. Bazı anlarda yeme alışkanlıkları, kişinin kontrol edemediği bir cezalandırma yöntemine dönüşür. Örneğin kompulsif yeme bozuklukları, zihindeki stresi bastıran tehlikeli bir araca dönüşür. Oysa her öğün sonrası hissedilen suçluluk duygusu, egoyu daha fazla zedeler.

Kısacası obeziteyle mücadele süreci, başlı başına yıkıcı bir stres kaynağıdır. Kilo verme baskısı ve çevrenin müdahaleci tavırları, kişiyi bitmek bilmeyen bir sınava sokar. Ayrıca yaşanan her başarısız deneme, bireyin kendine olan inancını sarsar. Bu nedenle sadece diyet listeleri çözüm sunmakta yetersiz kalır. Bireyin zihinsel süreçlerini iyileştiren bilişsel davranışçı terapi yöntemleri büyük önem taşır. Sonuçta profesyonel destek, egonun yıkıcı savunmalarını sağlıklı bir öz şefkate dönüştürür. İyileşme, bedenin ötesinde, zihnin derinliklerinde başlar.

Aynadaki Düşman: Obezite, Ego ve Yalnızlık Savaşları
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Gazetemize Abone Olabilirsiniz.

Yeni haberlerden anında haberdar olmak için e-posta aboneliğini hemen başlat.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.