İran’dan BM’ye Trump’a Uyarı Çağrısı; “Bu Müdahaleyi Durdurun”
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki protestolara yönelik “İdam ederseniz bedel ödersiniz” şeklindeki sert çıkışı, Tahran yönetimini diplomatik bir karşı taarruza geçirdi. Sahadaki güvenlik güçleriyle protestoları bastırmaya çalışan İran, uluslararası arenada da “hukuk kalkanına” sığındı. İran’ın BM Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani, Trump’ın açıklamalarını “uluslararası hukukun açık ihlali” olarak niteleyerek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni (BMGK) acil göreve çağırdı. Tahran, Trump’ın “kınanmasını” ve Washington’a resmi bir “uyarı” verilmesini talep ediyor.
Beyaz Saray ile Tahran arasındaki gerilim, fiziksel tehditlerden diplomatik mektuplara sıçradı. İran, ABD Başkanı Donald Trump’ın protestolar ve olası idamlar üzerine kurduğu “müdahaleci” retoriği, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi Dönem Başkanı’na sunduğu resmi bir mektupla şikayet etti.
İran’ın en kıdemli diplomatlarından olan BM Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani’nin kaleme aldığı mektup, sadece bir şikayet değil, aynı zamanda ABD’yi “kaosu körüklemekle” suçlayan bir iddianame niteliği taşıyor.
“BM Şartı Çiğneniyor” Savunması
İrevani’nin başvurusunun temel dayanağı, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın (UN Charter) en kutsal maddelerinden biri olan 2. Madde 7. Fıkra. Bu madde, hiçbir devletin veya BM organının, bir başka devletin “kendi iç yetki alanına giren konulara” müdahale edemeyeceğini öngörür.
İran, Trump’ın yargı kararlarına (idam cezaları) yönelik tehditlerinin, egemen bir devletin iç hukuk sistemine açık bir saldırı olduğunu savunuyor. İrevani, açıklamasında şu tezi işliyor: “Bir devletin, başka bir devletin içindeki gösterileri teşvik etmesi, isyancılara moral vermesi ve hükümeti tehdit etmesi, diplomasi değil, düşmanlıktır. BM bu hukuksuzluğa sessiz kalamaz.”
“Trump Yangına Benzin Döküyor”
Mektupta öne çıkan bir diğer kritik nokta, “Güvenlik Riski” vurgusu. İran, ABD Başkanı’nın açıklamalarının, sokaklardaki gerilimi tırmandırdığını ve şiddet olaylarını teşvik ettiğini iddia ediyor.
Tahran’a göre; Trump’ın “Arkanızdayız” veya “Bedel ödetiriz” şeklindeki söylemleri, radikal grupları cesaretlendiriyor ve ülkedeki istikrarı bozuyor. İrevani, BM’den ABD yönetimini “uyarmasını” isteyerek, Washington’ın bu tür kışkırtıcı dilden vazgeçirilmesini talep ediyor.
Diplomatik Satranç: Neden Şimdi BM?
Donald Trump gibi BM kararlarını sıklıkla eleştiren veya görmezden gelen bir lider karşısında, İran’ın BM’den medet umması stratejik bir hamle olarak okunmalı.
Meşruiyet Savaşı: İran, olası bir ABD müdahalesi (askeri veya siber) öncesinde, uluslararası kayıtlara “Mağdur ve Saldırıya Uğrayan Taraf” olarak geçmek istiyor.
Rusya ve Çin Desteği: Konunun BMGK gündemine gelmesi durumunda, İran’ın müttefikleri olan Rusya ve Çin’in (Veto yetkisine sahip üyeler) ABD’yi eleştirmesi için zemin hazırlanıyor.
İç Kamuoyu: Rejim, kendi halkına “Bakın, ABD sadece bizi karıştırmak istiyor, bunu BM’ye bile anlattık” diyerek dış tehdit algısını güçlendirmeye çalışıyor.
BM Kınama Yayımlar mı?
Gerçekçi bir bakış açısıyla, ABD’nin veto yetkisine sahip olduğu bir Güvenlik Konseyi’nden, ABD Başkanı’nı kınayan bir karar çıkması teknik olarak imkansız. Ancak İran’ın amacı karar çıkartmaktan ziyade, konuyu “kayda geçirmek” ve diplomatik bir tartışma başlatmak.
Sözlü Düello Kurumsallaştı
İran’ın bu hamlesi, Trump’ın “Maksimum Baskı” politikasına karşı “Maksimum Diplomasi” ile direnme çabasıdır. Emir Said İrevani, Washington’ın tehditkar tweetlerine ve basın açıklamalarına, BM antetli kağıtlarla yanıt vererek, kavgayı sokaktan diplomasi koridorlarına çekmeye çalışıyor.
Ancak Trump yönetimi, BM kınamalarını genellikle bir “onur madalyası” gibi göğsünde taşıdığı için, bu şikayetin Beyaz Saray’daki yansımasının “taviz” değil, “daha fazla baskı” olması muhtemel.











