USD43,17
%0.100
EURO50,38
%0.060
EURO/USD1,17
%-0.04
BIST12.254,83
%0.00
Petrol64,03
%-0.28
GR. ALTIN6.360,13
%-0.12
BTC3.938.713,82
%-0.45773741296288
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
  1. Haberler
  2. Dünya
  3. İran’da İnsanlık Dramı

İran’da İnsanlık Dramı

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İran’da Protestolar, Can Kaybı ve Gerginlik Artıyor;

Öfke Yerini Ağıtlara Bıraktı, Aileler Ceset Torbaları Arasında “Evlat” Arıyor

İran sokakları, tarihinin en kanlı günlerinden birini yaşıyor. Rejim karşıtı sloganlarla başlayan protestolar, güvenlik güçlerinin “Vur” emrini uygulamasıyla bir katliam sahnesine dönüştü. Ülkenin dört bir yanından gelen çatışma haberlerine, hastane morglarından yükselen feryatlar karışıyor. Can kaybının hızla arttığı ülkede, haber alınamayan binlerce gencin ailesi, hastane bahçelerinde yan yana dizilmiş siyah ceset torbalarının fermuarlarını açarak, korku dolu gözlerle yakınlarını teşhis etmeye çalışıyor.

İran’da “özgürlük” talebiyle ateşlenen fitil, yerini barut kokusuna ve kana bıraktı. 31 eyaletin tamamında süren gösterilerde tansiyon, “sokak çatışması” seviyesinden “sivil kıyıma” doğru evrildi. Devrim Muhafızları ve Besic milislerinin, kalabalıkları dağıtmak için plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz yerine, doğrudan hedef gözeterek gerçek mermi kullanmaya başlaması, bilançoyu ağırlaştırdı.

Ancak İran’daki asıl trajedi şu an meydanlarda değil, hastane koridorlarında ve Adli Tıp kurumlarının önünde yaşanıyor.

Morglarda “Sıra Numarası” Dönemi

Geleneksel yas ritüellerinin bile yapılamadığı bir kaos ortamı hakim. Tahran, Tebriz, Meşhed ve Senendec gibi büyük şehirlerdeki hastanelerin morg kapasitelerinin dolduğu bildiriliyor. Sahadan gelen yürek burkan görüntülerde, morglara sığmayan cansız bedenlerin hastane bahçelerine veya koridorlara dizildiği görülüyor.

Gözü yaşlı anneler ve babalar, günlerdir haber alamadıkları çocuklarını bulmak umuduyla hastane hastane dolaşıyor. En acı sahne ise “teşhis” anlarında yaşanıyor. Yüzlerce ceset torbası arasında dolaşan aileler, her fermuarı açtıklarında “Ya oysa?” korkusuyla “İnşallah o değildir” umudu arasında gidip geliyor. Birçok ailenin, çocuklarını kıyafetlerinden veya vücutlarındaki belirgin izlerden tanımaya çalıştığı, teşhis edilen her cenazenin başında ise göğü yırtan ağıtların yükseldiği rapor ediliyor.

Rejimden “Sessiz Gömme” Baskısı

İnsan hakları örgütleri, rejimin ölü sayısını düşük göstermek için ailelere baskı yaptığını iddia ediyor. Cenazelerini teslim almak isteyen ailelere, “sessizce gömülmesi”, “taziye çadırı kurulmaması” ve “basına konuşulmaması” şartıyla cenazelerin verildiği öne sürülüyor.

Hatta bazı bölgelerde, güvenlik güçlerinin cenazeleri ailelere vermeden, gece yarısı gizlice kimsesizler mezarlıklarına defnettiğine dair iddialar, halkın öfkesini daha da bileyliyor. “Evladımızın ölüsünü bile bizden saklıyorlar” diyen aileler, korku duvarını aşarak hastane önlerinde rejim aleyhine sloganlar atmaya devam ediyor.

Şiddetin Dozu: “Nişan Alarak Ateş”

Protestoların ilk günlerinde cop ve tazyikli su kullanan güvenlik güçleri, Hamaney’in “Vandallara geçit yok” açıklamasının ardından strateji değiştirdi. Sosyal medyaya sızan videolarda, çatılara yerleştirilen keskin nişancıların ve motosikletli sivil milislerin, doğrudan göstericilerin hayati bölgelerine (baş ve göğüs) ateş ettiği görülüyor.

Bu durum, can kaybının neden bu kadar hızlı arttığını açıklıyor. Yaralanan göstericilerin birçoğu ise “Gözaltına alınırım” korkusuyla hastanelere gidemiyor ve evlerde ilkel yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılıyor. Bu da enfeksiyon ve kan kaybına bağlı ölümleri artıran gizli bir faktör.

“Kaybedilenler” Listesi Kabarıyor

Sadece ölümler değil, “zorla kaybedilme” vakaları da krizin bir diğer boyutu. Gösteri alanlarından sivil araçlara bindirilerek kaçırılan binlerce gençten günlerdir haber alınamıyor.

Hapishanelerin kapasitesinin çoktan aşıldığı, gözaltına alınanların spor salonlarında, depolarda ve askeri kışlalarda tutulduğu belirtiliyor. Aileler, morglarda bulamadıkları çocuklarını bu kez de karakol kapılarında aramaya başlıyor, ancak aldıkları tek cevap “Burada yok” oluyor.

Toplumsal Travma ve Öfke Patlaması

İran toplumu, kolektif bir travma yaşıyor. Her sokakta bir taziye, her mahallede bir kayıp ilanı var. Ancak bu acı, halkı sindirmek yerine daha da radikalleştiriyor. Cenaze törenleri, en büyük protesto alanlarına dönüşüyor. Öldürülen her gencin cenazesi, binlerce kişinin katıldığı ve “Diktatöre Ölüm” yeminlerinin edildiği bir mitinge evriliyor.

Rejimin şiddet kullanarak bastırma stratejisi, kısa vadede sokakları boşaltsa bile, uzun vadede İran halkıyla devlet arasındaki bağı tamamen koparmış durumda. Artık mesele bir “başörtüsü” veya “benzin zammı” meselesi değil; mesele, çocuğunun cesedini torbada bulan bir babanın, devlete karşı duyduğu ve asla sönmeyecek olan kin meselesidir.

Dönüşü Olmayan Yol

İran, ceset torbalarının gölgesinde karanlık bir tünele girdi. Güvenlik güçleri ile halk arasındaki çatışmaların şiddeti, bir iç savaş provasını andırıyor.

Dünya liderleri kınama mesajları yayınlarken, İranlı anneler morg kapılarında evlatlarını arıyor. Ve o soğuk koridorlarda atılan her çığlık, rejimin meşruiyetinden bir parçayı daha koparıp götürüyor. İran’da artık söz bitti, sadece yas ve öfke var.

İran’da İnsanlık Dramı
+ -

Tamamen Ücretsiz Olarak Gazetemize Abone Olabilirsiniz.

Yeni haberlerden anında haberdar olmak için e-posta aboneliğini hemen başlat.