USD41,15
%0.25
EURO48,01
%-0.19
EURO/USD1,17
%-0.15
BIST11.356,91
%-0.10
Petrol67,55
%-0.63
GR. ALTIN4.508,37
%-0.02
BTC4.525.654,45
%-2.51
Nuri Kaymaz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kültür & Sanat
  4. Aydınlıkten Cumhur İttifakına: Perinçek’in Dönüşüm Hikâyesi

Aydınlıkten Cumhur İttifakına: Perinçek’in Dönüşüm Hikâyesi

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Türkiye sosyalist hareketinin en önemli atılımı 1961 yılında Türkiye İşçi Partisi‘nin (TİP) kuruluşuydu.

Bunu 1965‘te Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF), 1967 yılında da Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunun (DİSK) kuruluşu izledi.

Doğu Perinçek de bu “özgürlük” rüzgârının estiği yıllarda Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenciydi.

Haziran 1964‘te aynı fakültenin Kamu Hukuku (Devlet Teorisi ve Kamu Hürriyetleri) kürsüsüne asistan olarak girdi. Mart 1968‘de tamamladığı “Türkiye’de Siyasi Partilerin İç Düzeni ve Yasaklanması Rejimi” adlı doktora teziyle, hukuk doktoru oldu.

23-24 Mart 1968‘de toplanan FKF 2. Kurultayı‘nda Doğu Perinçek genel başkan seçildi. Bu tarihte Milli Demokratik Devrim (MDD) ve Sosyalist Devrim tartışmaları gençlik arasında yoğunlaşmıştı.

Perinçek, bu tartışmada MDD saflarının önderiydi. Bu tartışma TİP‘te bölünmeyi beraberinde getirdi.

  • Türkiye İşçi Partisi (TİP)
  • Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF)
  • Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)
  • Doğu Perinçek
  • Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
  • Devlet Teorisi ve Kamu Hürriyetleri
  • Türkiye’de Siyasi Partilerin İç Düzeni ve Yasaklanması Rejimi
  • Milli Demokratik Devrim (MDD)
  • Sosyalist Devrim
  • 1961, 1964, 1965, 1967, 1968
  • Cumhuriyet dönemi sosyalist hareketi
  • Kurultay
  • Türkiye’de siyasi hareketler

1974’te Aydınlık dergisini yeniden çıkarmaya başladı.

Şubat 1975‘te Aydınlık‘ın yayını sıkıyönetim tarafından yasaklandı. Perinçek ve arkadaşları Halkın Sesi‘ni çıkardı.

TİİKP1977 yılında yasal parti olmayı tartışmaya başlamıştı. 1974 yılında partileşmeye gidilmemiş olması hata olarak kabul edildi ve 1978‘de Türkiye İşçi Köylü Partisi (TİKP) kuruldu.

Genel başkanlığına Perinçek seçildi. 5 ay sonra ise Aydınlık, günlük gazete olarak yayın hayatına başladı.

‘İfratla-tefrit arasında’
1980 öncesindeki çatışma ortamında TİKP ve Aydınlık, “Sol örgütler arasındaki cinayetleri ve sol adına emekçi halka kurşun sıkılmasını” kamuoyuna açıklayacağını ilan etti. Gazetede, “Bilinmeyen Sol” yazı dizisi başladı.

Türkiye sol hareketi bugün hâlâ birçok devrimcinin bu diziyle ihbar edilerek tutuklandığını savunuyor ve Aydınlık hareketini “ihbarcılıkla” suçluyor.

Aydınlıkçılar ise 1980’lerde bazı konularda özeleştiri yapmakla birlikte bugün, bu dizinin doğruluğunu savunuyor.

Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bedri Gültekin, partinin internet sitesinde bu suçlamalara Aydınlık gazetesinin yayınlarında “hiçbir devrimcinin, hiçbir solcunun ihbar etmediğini” belirterek yanıt veriyor.

İhbarın gazete sayfalarında açık yazı dizileriyle yapılmayacağını belirten Gültekin, yazı dizisinin o zaman Gazeteciler Cemiyeti’nin özel ödülünü kazandığını, dizinin İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’nca yasaklandığını anımsatıyor.

Aydınlık’ın 1974te Kıbrıs’taki Türk ordusuna işgalci demesi daha sonra ise yine Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş‘la birlikte mitingler düzenlemesi gibi politik çizgi değişiklikleri hep eleştiri konusu oldu.

1990’larda PKK ile sıcak ilişkiler, ardından PKK’ya karşı agresif politikalar, bu sert çizgi değişikliklerinin yalnızca birkaçıydı.

Bu çizgi değişiklikleri Türk siyaseti içinde Aydınlık hareketinin “ifratla-tefrit arasında gidip gelmesi” olarak görüldü.

MİT Raporu, Öcalan’la görüşme
Aydınlıkçılar ilk dönemlerinde 12 Eylül darbesini olumlayan bir tutum alsalar da bu tutum kısa süre sonra değişti. Askeri yönetim Aydınlıkçıları da hedef aldı.

Doğu Perinçek, 12 Eylül 1980 darbesinin ardından tutuklandı. 8 yıl hapse mahkûm edildi. Mart 1985‘te serbest kaldı.

Ocak 1987‘de haftalık 2000’e Doğru dergisinin genel yayın yönetmenliği ve başyazarlığına geldi.

2000’e Doğru, Güney Doğu’da yaşanan gelişmeler de dahil olmak üzere Türkiye’deki siyasi gelişmelerle ilgili büyük tartışma yaratan haberler yayımladı.

Derginin, 1987‘de Mehmet Eymür’ün kaleme aldığı MİT Raporunu açıklaması büyük yankı yarattı.

Perinçek, 10 Nisan 1990‘da “Sansür Sürgün Kararnamesi”nin çıkarılmasının ardından Diyarbakır Cezaevi’nde üç ay tutuklu kaldı.

1991 yılında 2000’e Doğru dergisi genel yayın yönetmeniyken Lübnan’a giderek Bekaa Vadisi’nde PKK lideri Abdullah Öcalan‘la görüştü.

Bu görüşmede PKK’lılardan oluşan tören kıtasını denetlerken tokalaşması, Öcalan’ın kendisine gül uzatması görüntüleri hafızalara kazındı ve “terör örgütünün destekçisi” tepkilerini beraberinde getirdi.

Perinçek kendisini, o tarihte birçok gazetecinin Öcalan’la görüştüğunu, parti lideri değil, gazeteci olarak röportaj yaptığını söyleyerek savundu.

1988 yılında kurulan Sosyalist Parti, “emanetçi genel başkan” olarak Ferit İlsever’e teslim edilmişti. Perinçek 1991’de, Türk Ceza Kanunu’nun 141’inci maddesinin kaldırılmasıyla siyasal haklarına kavuştu ve aynı yılın Temmuz ayında Sosyalist Parti İkinci Büyük Kongresi’nde genel başkan seçildi. Ancak bu partinin ömrü de uzun sürmedi.

Sosyalist Parti’nin bölücülük suçlamasıyla Anayasa Mahkemesi’nce kapatılınca yerine İşçi Partisi (İP) kuruldu.

1990’ların ortalarından itibaren İşçi Partisi’nin söylemlerinde Atatürk ve Cumhuriyet devrimi daha fazla öne çıkmaya çıktı.

Parti, 1997 yılında “Cumhuriyet Devrimi Kanunları Uygulansın” kampanyasını başlattı ve 28 Şubat sürecinde ordunun bu kampanyanın taleplerini hayata geçirdiğini belirterek süreci destekledi.

Susurluk kazası öncesinde yayımladığı ve devletin kirli ilişkilerini ortaya çıkaran İkinci MİT Raporu da büyük tartışmalara neden oldu. Bu tür belgelerin yayımlanması kamuoyunda “nereden buluyor” sorularını beraberinde getirdi.

İsviçre’de ‘soykırım yoktur’ cezası
2000’lerin başında Türkiye’de bazı kesimlerce ulusalcılık olarak tanımlanan akımın yükselişinde İşçi Partisi’nin önemli bir rolü oldu.

2005 yılında İsviçre’deyken 1915 olaylarının “soykırım olmadığını” söylediği bir konuşması nedeniyle gözaltına alındı. İsviçre yargısı Perinçek’e “Ermeni Soykırımı’nı inkâr” gerekçesiyle 90 gün tecilli hapis ve 16 bin 873 İsviçre frangı para cezası verdi.

Perinçek ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. Dönemin Türk hükümeti de Perinçek’in yanında taraf oldu.

AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğüyle ilgili maddesinin ihlal edildiğine hükmetti.

Bu, Perinçek’le birlikte Türkiye’nin zaferi olarak nitelendi.

Ergenekon davasından altı yıl yattı
Doğu Perinçek, Ergenekon davası nedeniyle 21 Mart 2008’de gözaltına alındı.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 10 Mart 2014’te ise tahliye oldu. Fethullah Gülen Cemaati ile 1990’larda başlattığı mücadele cezaevinden çıktıktan sonra daha da sertleşti.

Bu sertleşme, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü’ne kadar yansıdı. Perinçek, yürüyüşü eleştirdi ve “Türk yargısı son 50 yılın altın devrini yaşıyor” diyerek Adalet Kalkınma Partisi iktidarına yakın söylemler takınmakla suçlandı.

Bu yaklaşım ilerleyen günlerde daha da arttı. Perinçek, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Gülen Cemaati’ni bitirmek için kendilerine geldiği ifade ederek, “Fethullah Gülen örgütü Amerika’ya bağlıdır ve bu temizlenmelidir diyoruz. Biz kendi programımıza sahip çıkıyoruz. Burada Tayyip Erdoğanlar bizim yanımıza geldi, biz onların yanına gitmedik” dedi.

Ergenekon mağduru birçok isimle birlikte ANAP, DYP dönemlerinde bakanlık yapmış isimlerin partiye katılımı sonrası Şubat 2015‘te İşçi Partisi’nin adı Vatan Partisi olarak değiştirildi.

Perinçek’in, Ermeni soykırımı iddiaları üzerindeki mücadelesiyle birlikte dış politika sahnesinde öne çıkan ismi, Türk hava sahasını ihlâl eden Rus uçağının Suriye’de düşürülmesinin ardından bozulan Türk-Rus ilişkilerinde üstlendiği rolle de gündeme geldi.

Şam’da temaslar

2006 Ocak ayında Vatan Partisi Başkan Yardımcısı, eski Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkan İsmail Hakkı Pekin’in başında bulunduğu heyet, Suriye’ye giderek üst düzey temaslarda bulundu. Vatan Partisi heyeti, Şam’ı aynı dönemde üç kez ziyaret etti. Doğu Perinçek de bizzat Esad’la bir görüşme gerçekleştirdi.

Heyetin başında bulunan Pekin basında yer alan haberlerde Suriye’ye düzenledikleri ziyaretlerden sonra Dışişleri Bakanlığı ve askerî yetkilileri bu konuda bilgilendirdiklerini ifade etti.

Bu ziyaretler, Rusya ile Türkiye arasında ilişkilerin düzelme eğilimine girmesinde Vatan Partisinin de önemli bir rolü olduğu yorumlarına yol açtı.

Parti İçindeki Çeşitli Gelişmeler

Vatan Partisi’nin son dönemde, AKP’ye yönelik yaklaşımı tartışmaya neden oldu. Bazı kesimler partiyi ve Perinçek’i AKP’ye destek vermekle suçlarken Perinçek ise bunu kabul etmiyor. Perinçek son dönemde, AKP’nin bazı konularda kendi çizgilerine geldiğini söyledi.

Erken seçim kararının alınmasıyla birlikte Vatan Partisi, Cumhur İttifakı’nı eleştirdi ve muhalefetin safında yer aldı.

CHP ile ittifak kuramadı ama yürüyüşüne karşı çıktığı CHP’liler kampanya düzenledi ve ilk günlerde yeterli imza sayısına ulaşamayacağına inanılan Perinçek, söz konusu çağrılar ardından cumhurbaşkanlığı için 100 bin imzayı geçen üçüncü aday oldu.

CHP ile ittifak kuramadı ama yürüyüşüne karşı çıktığı CHP’liler, kampanya düzenlediler ve ilk günlerde yeterli imza sayısına ulaşamayacağına inanılan Perinçek, söz konusu çağrılar ardından cumhurbaşkanlığı için 100 bin imzayı geçen üçüncü aday oldu.

Hiç kuşkusuz tarih hepimizi çok daha net bir biçimde yargılayacaktır. Şimdilik elimizden geldiğince sözlü ve yazılı tanıklara baş vurarak Doğu Perinçek için bu yazının faydalı olacağını düşündük.

Mahir Çayan’ın Dev-Genç kongresi sırasında Perinçek’e yönelttiği  iddia edilen sözle  yazıyı şimdilik noktalamak istiyorum:

Mahir Çayan‘ın Perinçek için söylediği, “Kişiliklerinde devrim yapamayanlar, devrimci olamazlar.”. Çayan, bu sözü 1969‘daki Dev-Genç kongresinde Perinçek‘in yüzüne karşı söyledi.

Aydınlıkten Cumhur İttifakına: Perinçek’in Dönüşüm Hikâyesi
Yorum Yap
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.