ABD, İran’a Olası Saldırıda Hedef Belirliyor: Trump’ın Emriyle İran İçin “Hedef Bankası” Masada mı?
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert söylemleri ve sosyal medya üzerinden savurduğu tehditler, sadece retorik olmaktan çıkıp askeri bir hazırlığa dönüşüyor olabilir. Washington kulislerine sızan son bilgilere göre, Beyaz Saray ve Pentagon yetkilileri, olası bir askeri müdahalenin lojistik ve stratejik altyapısını değerlendirmeye başladı. “Hangi noktalar vurulmalı?” sorusunun yanıtının arandığı bu gizli toplantılar, Orta Doğu’da fitili ateşlenmeye hazır bombanın pimini çekmek üzere.
Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde (2026), dış politikada benimsediği “Maksimum Baskı” doktrini, en tehlikeli virajına girdi. Bugüne kadar ekonomik yaptırımlar ve diplomatik izolasyonla Tahran’ı köşeye sıkıştırmaya çalışan Washington yönetimi, şimdi “B Planı”nı, yani askeri seçeneği masaya yatırıyor.
ABD hükümet yetkililerine dayandırılan iddialara göre, Trump’ın “Gerekirse vururuz” tehditlerinin altını doldurmak amacıyla, savunma bürokrasisi “Olası Hedef Listesi” (Target Bank) üzerinde ön değerlendirme çalışmalarına başladı. Bu durum, krizin diplomatik boyuttan operasyonel boyuta geçtiğinin en somut sinyali.
“Cerrahi Müdahale” mi, Topyekûn Savaş mı?
Pentagon stratejistlerinin masasında duran senaryoların, Irak veya Afganistan benzeri bir işgalden ziyade, İran’ın askeri kapasitesini felç etmeye yönelik “Cerrahi Hava Saldırıları” üzerine yoğunlaştığı belirtiliyor.
Sızan bilgilere göre, olası bir müdahalede öncelikli hedef alınacak noktalar şunlar:
Nükleer Tesisler: Natanz ve Fordow’daki uranyum zenginleştirme merkezleri. Amaç, İran’ın nükleer silah üretme kapasitesini on yıl geriye götürmek.
Balistik Füze Siloları: İsrail ve ABD’nin bölgedeki üslerini tehdit eden uzun menzilli füze rampaları.
Devrim Muhafızları (DMO) Komuta Merkezleri: Rejimin omurgasını oluşturan elit askeri gücün beyin takımı ve iletişim ağları.
Enerji Altyapısı (Düşük İhtimal): Hark Adası gibi petrol terminallerinin vurulması, küresel petrol fiyatlarını uçuracağı için daha az olası görülse de “ekonomik felç” senaryosunda masada tutuluyor.
Uzmanlardan “Pandora’nın Kutusu” Uyarısı
Washington’daki düşünce kuruluşları (Think-Tank) ve eski askeri yetkililer, Trump yönetiminin bu hazırlığını “ateşle oynamak” olarak nitelendiriyor. Uzmanlar, İran’ın konvansiyonel bir orduyla karşılık vermese bile, “Asimetrik Savaş” kapasitesinin bölgeyi cehenneme çevirebileceği konusunda uyarıyor.
Böylesi bir saldırının olası sonuçları (The Day After) korkutucu:
Hürmüz Boğazı’nın Kapatılması: Küresel petrol arzının %20’sinin geçtiği boğazın mayınlanması, dünya ekonomisinde 1973 benzeri bir krize yol açabilir.
Vekil Güçlerin Aktivasyonu: Lübnan (Hizbullah), Yemen (Husiler) ve Irak’taki milislerin, ABD üslerine ve İsrail’e eş zamanlı saldırılar başlatması.
Diplomasi Masası Devriliyor
Trump yönetiminin askeri planlama aşamasına geçmesi, diplomatik çözüm yollarını da tıkıyor. Avrupalı müttefiklerin (İngiltere, Fransa, Almanya) arabuluculuk çabaları, Washington’ın “savaş haritaları” üzerinde çalıştığının duyulmasıyla boşa düşüyor.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, “Masada silah dururken el sıkışamazsınız. Trump’ın bu hazırlığı, Tahran’daki şahin kanadın ‘ABD ile anlaşmak imkansız, tek yol nükleer silah’ tezini güçlendiriyor” yorumunu yapıyor. Bu planlama, İran’ı müzakere masasına çekmekten ziyade, nükleer çalışmalarını yeraltına daha da gömmeye itebilir.
Tahran’ın Hamlesi: “Kirpi Stratejisi”
İran tarafı ise ABD’nin bu hazırlıklarını yakından izliyor ve kendi savunma doktrinini güncelliyor. Tahran’ın stratejisi, “Kirpi” modeline dayanıyor: Yutulamayacak kadar dikenli olmak.
İranlı yetkililer, olası bir saldırıya “aynı şiddetle ve coğrafya gözetmeksizin” karşılık vereceklerini belirtiyor. Bu, çatışmanın İran topraklarıyla sınırlı kalmayıp, ABD’nin Körfez’deki müttefiklerine (Suudi Arabistan, BAE) de sıçrayabileceği anlamına geliyor.
Blöf mü, Gerçek mi?
Washington’da şu soru soruluyor: Trump bu planları gerçekten uygulamak için mi yaptırıyor, yoksa bu sızıntılar İran’ı korkutmak için bilinçli bir “Psikolojik Harp” unsuru mu?
Trump’ın öngörülemez karakteri, bu sorunun cevabını vermeyi zorlaştırıyor. Ancak bilinen bir gerçek var ki; Pentagon’un harita odasında ışıklar sabaha kadar yanıyor ve generaller, siyasi bir emrin askeri sonuçlarını hesaplamakla meşgul. 2026 yılı, ABD-İran geriliminde “Soğuk Savaş”ın “Sıcak Çatışma”ya dönüşebileceği en kritik yıl olarak takvimlerdeki yerini alıyor.











